MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, sanık müdafii ve katılan vekilinin itirazlarının reddi üzerine kesinleştiği anlaşılmakla, bu hüküm inceleme dışı tutulmuştur.
1) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı tehdit ve hakaret suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Katılanın yaralanmasına ilişkin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan rapor içeriğinin, geçici rapor bulguları ile çeliştiği ve yetersiz nitelikte olup Adli Tıp kriterlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, katılanın tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevk edilerek, 5237 sayılı TCK'nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor alınması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Katılan hakkında düzenlenecek rapor sonucuna göre, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçun işlendiğinin anlaşılması halinde, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek, sonuca etkili ve hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerekeceğinin gözetilmemesi,
c) Sanık ve katılanın olayın başlangıç ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, tarafsız tanık ... olayın ne şekilde başladığını net olarak göremediği, tanık ... ise sanığa olan yakınlığı nedeniyle tam olarak tarafsız sayılamayacağı, bu itibarla ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediği, ancak ilk haksız hareketin sanıktan geldiği kabul edilse dahi, olayın devamında katılan ... ve babası olan diğer katılan ...'in araçtan inmeyen ve doğrudan saldırıya geçmeyen sanığa yumruklarla vurarak haksız tahrik dengesini sanık lehine değiştirdikleri anlaşılmakla, TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin sanık lehine makul bir oranda uygulanması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
e) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas - 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede ve esas hakkında mütalaada gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin, katılan vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy