MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekiline gerekçeli kararın belirttiği büro adresine değil, başka bir adrese tebliğe çıkarıldığı, bu adreste katılan vekilinin annesine tebliğ edildiği Tebligat Kanunun 11/2. maddesinde avukat tarafından takip edilen işlerde avukatın bürosunda yapılacak tebligatın resmi çalışma gün ve saati içinde yapılacağı ve 11/1. maddesinde de vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağının hüküm altına alınması karşısında, gerekçeli kararın katılan vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, aynı şekilde tebligatın vekile yapılacağı kuralına aykırı olarak sanıklar ... ve ... müdafiileri yerine doğrudan sanıklara yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı değerlendirilerek, katılan vekili ile sanıklar ... ve ...’ün temyiz istemlerinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık ...’nin temyiz dilekçesinin sanık sıfatıyla verildiği görülmekle inceleme bu kapsamda yapılmıştır.
1) Sanık ... hakkında müşteki ...’u kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Hükmolunan adli para cezasının 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun'un 26. maddesiyle 5230 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun' un Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan sanık müdafiinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında müşteki ...’yi kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanıklar ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...’ü kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak;
5271 sayılı CMK'nin 150/3. maddesi gereğince alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, sanığın müdafiinin bulunmaması halinde istemi olmasa da müdafii görevlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b, son maddelerindeki suçun da bu kapsamda olması nedeniyle sanığa zorunlu müdafi olarak atanan ...’in 18.02.2014 havale tarihli dilekçe ile avukatlık mesleğini terk nedeniyle müdafilikten çekildiğini beyan etmesine karşın sanık hakkında yeni müdafi tayin edilmeksizin yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin olarak;
Sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun aşamalarda atılı suçu işlemediklerini savunması, katılanın suç tarihinde sanık ...'nin sopa ile gözüne vurması sonrası yere düştükten sonra sanık ...'nin de vurmaya çalıştığını ancak vuramadığını beyan etmesi, katılanın kardeşlerinden ...’un aynı olaya ilişkin olarak görülen Ağrı Sulh Ceza Mahkemesinin 22.12.2009 tarihli ve 2009/233 (E) ve 2009/603 (K) sayılı dosyasında suça sürüklenen çocuk ...’nin olay yerinde bulunmadığını beyan etmesi ve aynı dosyada tanık olarak dinlenen hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen diğer kardeşleri ...’ün aksi yönde anlatımlarda bulunması, aynı şekilde sanık ...'nin suça konu olaydaki hareketlerinin de tam olarak tarif edilememesi ve yargılama aşamasında da tüm tarafların aynı oturumda bulunmamaları karşısında sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ..., katılan, müşteki ve tanıklar ... ve ...’ün birlikte aynı oturumda bulundurularak yaralama eylemlerini kimin ne şekilde gerçekleştirdikleri açıklattırılmaya çalışılarak sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun
hukuki durumlarının tereddüde yol açmayacak şekilde tespiti yerine eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Sanıklar ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...’nin katılan ...’ü silahla organlarından birinin işlevinin yitirilmesine ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaraladığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlal ederek eylemini gerçekleştiren sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesine ve TCK’nin 61. maddesine belirtilen ölçütlere göre, TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen temel cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve en en ağır cezayı gerektiren sonuç nedeniyle TCK'nin 87/2-b,son maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği halde, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca hükmolunan temel cezanın ayrıca TCK'nin 87/1-c maddesi uyarınca yanlış uygulama ile sonuca etkili olmayacak şekilde artırılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıklar ..., ... ve ...’nin hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiileri ile sanık ...’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy