MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/2, 29, 53/1. maddeleri gereğince kamu davası açıldığı, söz konusu basit yaralama suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddelerinde yapılan değişiklikten önce de uzlaşma kapsamında bulunduğu, katılanın uzlaşmak istemediği, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği gözetilmeden (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
2)Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olduğu kabul edilen Eğirdir Sulh Ceza Mahkemesinin 16.02.2011 tarih, 2010/124 Esas - 2011/28 sayılı mahkumiyet kararında, sanığın suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmamış olduğu, bu nedenle 5237 sayılı TCK'nin 58/5. maddesi gereğince söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın tekerrüre esas olabilecek başka ilamının da bulunmadığı gözetilmeksizin, mükerrir kabul edilerek sanık hakkında TCK'nin 58/3. maddesi gereğince seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilerek, verilen hapis cezasının TCK'nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
4)Dosya içerisinde mevcut adli sicil kaydı yüzüne okunmayan sanık hakkında, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesinin ek savunma hakkı tanınmadan uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
5)5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. ve 108.maddeleri gereğince, denetim süresinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaması veya herhangi bir yükümlülük belirlenmeden geçirilmesine karar verilmesi görevinin, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olanmahkemeye ait olduğu gözetilmeden, mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimininve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar şekilde "5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi gereğince, bu sürenin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden, ayrıca rehberlik edecek bir uzman görevlendirmeden geçirilmesine" karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 10.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.