MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
1)Suç tarihinde yaşı küçük mağdur tarafından dosyaya sunulan... Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği tarafından düzenlenen 11/05/2009 tarihli rapor kapsamından mağdura “Borderline kişilik bozukluğu” teşhisi konulduğu anlaşılmakla, mağdurun 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesi kapsamında “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda” olup olmadığı araştırılarak neticesine göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Yaşı küçük mağdura 5271 sayılı CMK’nin 234/2. maddesi gereği zorunlu vekil ataması yapılmadan yargılamaya devam edilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 234/2. maddesine aykırı davranılması,
3) 22/11/1995 doğumlu olan mağdurun, kovuşturma aşamasında beyanının tespit edildiği 30/09/2011 tarihli duruşmada 15 yaşını doldurmadığı, bu itibarla şahsa sıkı sıkıya bağlı şikâyet ve katılma haklarını yasal temsilcisi aracılığıyla kullanılabileceği gözetilerek, mağdurun yasal temsilcisinin beyanına başvurulması gerekirken, şikayetçi olmadığını ifade eden yaşı küçük mağdurun beyanı ile yetinilmesi,
4)Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan sonra sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosya yeniden ele alınıp bir hüküm kurulurken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
5)Hakkında lehe hükümlerin uygulanması talebi bulunan sanık hakkında, TCK'nin 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
6)Sanık hakkında hüküm kurulurken, mağdurun haksız tahrik teşkil ettiği kabul edilen eylemi denetime imkan verecek şekilde tartışılarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, hükmolunan cezada, TCK’nin 29. maddesi gereği, dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak ve TCK'nin 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde, (1/2) oranında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
7) 5271 sayılı CMK'nin 231/11. maddesine göre denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işleyen sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulması,
8) 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
9) Gerekçeli karar başlığında mağdurun kimlik bilgilerine yer verilmemek suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, CMUK 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, isteme aykırı BOZULMASINA, 16.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.