MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar hakkında tayin edilen cezaların tür ve miktarına göre katılan sanık ... müdafiinin duruşma isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezasının 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunu'nun 26. maddesiyle 5230 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'a eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelemesinde;
Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Aralarında önceye dayalı husumet bulunan tarafların suç tarihinde araçları ile ilçe merkezinden ikamet ettikleri köyleri istikametine doğru seyir halindeyken karşılaştıkları, katılanın selektör ile yol istediği ancak sonrasında sanığın aradaki mesafeyi açarak köye ulaştığı, bilahare köy meydanına ulaşan katılanın sanığın yanına gelerek aracı kimin kullandığını sorması üzerine çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü olayda ilk haksız hareketin katılandan geldiği anlaşılmakla sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate varılmadığı gerekçesiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği halde, sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluştuğundan bahisle hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek hükümde çelişki oluşturulması,
c) Sanığın yalnızca sarfına sebebiyet verdiği yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken sarfına sebebiyet vermediği adli tıp fatura bedellerinden sorumlu tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy