MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, itirazın reddi üzerine kesinleştiği anlaşılmakla, bu hükümler inceleme dışı tutulmuştur.
1) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama ve katılan ...'e karşı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan sanık ... müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, katılan sanık ... müdafiin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın kavga sırasında katılana tekme ve yumrukla vurduğu, ayrıca sallama tabir edilen bıçakla kafasında saçlı deride paryetal bölgede sütüre edilen 10 cm.'lik cilt kesisi oluşturacak şekilde yaraladığı olayda, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek, hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, tarafların karşılıklı haksız tahrik oluşturan eylemlerinin bulunduğu ve ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilemediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Hakkında lehe olan tüm hükümlerin uygulanması talebi bulunan ve engel sabıkası olmayan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 51. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
3) Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, olaydan birkaç saat önce kavga edip karşılıklı olarak birbirlerini yaralayan tarafların, yanlarına silahtan sayılan aletler alarak kavga etmek üzere iki grup halinde tekrar buluştukları, olay yeri inceleme raporu, CD görüntülerinin incelenmesine dair bilirkişi raporu ve taraf anlatımlarının içeriğine göre, kavga sırasında sanığın ateşli silahla katılana yaklaşık 4-5 metre mesafeden toplam 4 el ateş ettiği ve bunlardan 2 adedinin katılanın hayati bölgesi olan batın ve bel bölgesine isabet ederek, iç organ yaralanmasına bağlı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını orta 2. derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu ve katılanın acil olarak ameliyata alındığı anlaşılmakla, hedef alınan vücut bölgesi, kullanılan aletin elverişliliği, yaraların yeri ve niteliği dikkate alındığında, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, suçun niteliğinde hataya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
b) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, tarafların karşılıklı haksız tahrik oluşturan eylemlerinin bulunduğu ve ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilemediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
d) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın katılana ateşli silahla 4 el ateş ettiği, hayati bölgeye isabet eden 2 kurşun nedeniyle katılanın iç organ yaralanmasına bağlı olarak yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını orta 2. derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas - 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede ve esas hakkında mütalaada gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 04.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.