MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kararın sanık ...'nun yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın 29.04.2014 tarihli celsede savunması alınırken bildirdiği dosyada bilinen son adresi yerine, doğrudan mernis adresine tebliğe çıkartılmasının usulüne uygun olmadığı; mahkemenin de bu durumu tespit ederek, bu kez sanığın bilinen son adresine gerekçeli kararı tebliğe çıkarttığı ve 01.04.2015 tarihinde usulüne uygun tebliğ üzerine, sanığın 1 haftalık yasal süre içerisinde 06.04.2015 tarihinde hükümleri temyiz ettiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık ... hakkında mağdur ...'ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ve sanık ... hakkında mağdur ...'ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Kavganın taraflarının olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, tarafsız tanık beyanının bulunmadığı, mahkemenin de kavgayı başlatan ilk haksız hareketin ve saldırının kimden geldiğinin tespit edilemediğini kabul ettiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
b)Sanıklar ...,...ve ... hakkında mağdur ...'ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık
... hakkında mağdur ...'ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2)Sanık ... hakkında mağdur ...'ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Mağdur hakkında düzenlenen adli rapora göre; sanığın eylemi nedeniyle mağdurun, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Mağdur hakkında düzenlenen adli rapora göre; sanığın eylemi nedeniyle mağdurun, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, fikri içtima kuralları gereğince sanık hakkında hüküm kurulurken, yalnızca en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK'nin 87/1-d-son maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, TCK'nin 87/3. maddesi gereğince de ayrıca artırım yapılması,
c) Kavganın taraflarının olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, tarafsız tanık beyanının bulunmadığı, mahkemenin de kavgayı başlatan ilk haksız hareketin ve saldırının kimden geldiğinin tespit edilemediğini kabul ettiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
d)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 04.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy