MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2014 Tarih, 2010/326 Esas ve 2011/418 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 11/01/2012 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2014 Tarih, 2014/349 Esas ve 2014/491 Karar sayılı ilamıyla 5237 sayılı TCK'nin 141/1. maddesi gereğince 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 01/10/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın denetim süresi içinde işlediği ve ihbara konu hırsızlık suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi ile yeniden düzenlenen uzlaşma müessesesi kapsamına alındığı anlaşılmakla; söz konusu ilamın akıbeti araştırılarak sonucuna göre, hükmün açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında verilen, 17.11.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan sonra sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosya yeniden ele alınıp bir hüküm kurulurken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Ceza Genel Kurulu'nun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı gereğince uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Taraflar arasında karşılıklı kavga olarak gerçekleşen ve ilk haksız hareketin kimden geldiği konusunda taraflarca farklı beyanlarda bulunulan olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına konu olup olmayacağının tartışılmaması,
4) Gerekçeli karar başlığında katılanın adı, soyadı ve açık kimlik bilgilerinin gösterilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 Tarih ve 2014/140 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy