MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık ...'in ablası... ile katılan ...'un evli oldukları, ablası ile eşi arasındaki geçimsizliğin sanık tarafından da bilinmesi nedeniyle, sanık ile katılan arasında da anlaşmazlık bulunduğu, olay günü katılanın, eşi...'a, kardeşleri olan sanıkların evlerine gelmesini istemediğini söylemesi üzerine,...'ın bu durumu kardeşi sanık ...'e telefonla ilettiği, buna sinirlenen sanık ...'in aynı günün akşamı katılanın evine gittiği, dosya kapsamında beyanları alınan Veli ve ...'in anlatımlarına göre, sanığın kavga etmek amacıyla katılanın evine gittiğinin kendilerine akrabaları tarafından bildirilmesi üzerine, olaya engel olmak için onların da katılanın evine gittikleri, sanığın, katılanın evine gelmesini istemediğini bildiği halde giderek kavga ortamını kendisinin yarattığı; yine sanığın, ablası ile telefonda konuşurken, katılanın küfür ettiğini duyduğu iddiasını sonradan ileri sürdüğü, yine katılanın evine gittiğinde, önce katılanın kendisine küfür edip saldırdığını iddia etmiş ise de; bu iddianın tanık... ve sanığın kardeşi... tarafından doğrulanmadığı, önce sanığın taşla katılanı yaralamasının ardından karşılıklı küfürleşmenin yaşandığı anlaşılmakla, kavga ortamını yaratan ve ilk haksız hareketi yapanın sanık olduğu anlaşılmakla, sanık lehine TCK'nin 29. maddesi gereğince haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Katılanın yaralanmasına ilişkin, Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen adli rapora göre; sanığın eylemi nedeniyle katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını ağır 4. derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından ve yine Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 28.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.