MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyetlere, ceza verilmesine yer olmadığına dair sanık ... müdafii
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü.
Katılan sanık ... müdafiinin sanık müdafii sıfatıyla temyiz istemini içerir süre tutum dilekçesi sunduğu, katılan sıfatını da yazarak verdiği gerekçeli temyiz dilekçesinin yasal süresinden sonra verildiği görüldüğünden, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
1) Sanık ... hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında katılan ...’i kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 22/05/2014 tarihli raporunda, katılan ...’in yüz bölgesinde tanımlanan ve saptanan yaralanmasının 5 cm'den küçük olması nedeniyle kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmesine rağmen, rapor içeriğinde geçtiği şekliyle frontal bölgede sol tarafta saçlı deri hizasında yukarıdan aşağıya, içten dışa, oblik seyirli, cilten çok hafif çökük ve çok hafif koyu renkte 1,5x0,2 cm lik kişinin olayda olduğunu belirttiği yara izinin “yüzünde sabit ize veya sürekli değişikliğe neden olup olmadığı” hususunda bir tespit yapılmadığı anlaşıldığından, katılan ...’e ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporlar ile varsa grafilerinin temin edilip, katılanın en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı yönünde aldırılacak raporun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA,
3) Sanık Veysi hakkında hakaret suçlarından verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Müşteki sanık ...’in mermerci işyerinin önünde bulunan kırılmış mermer parçalarından eline sığacak büyüklükte bir mermer parçasını alarak sanık ...’in yanına geldiği sırada, ...’in ...’e “seni keserim” dediği, ...’in elindeki mermer parçası ile ...’in kafasına vurması üzerine ...’in de bıçakla ...’in karın bölgesine doğru bir kez vurduğu olayda, sanığın hakaret içerir herhangi bir sözünün bulunmadığı, “seni keserim” şeklindeki beyanının ise üzerine doğru mermer parçası ile vurmak üzere gelen ...’i hayati tehlike geçirir nitelikte yaralaması karşısında bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında unsurları oluşmayan hakaret suçundan beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabule göre, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi nedeniyle hakaret suçundan 5237 sayılı TCK’nin 125/1, 125/4 ve 62. maddeleri uyarınca sanık hakkında cezaya hükmedilmeden, TCK’nin 129/2. maddesi uyarınca doğrudan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA,
4) Sanık hakkında müşteki ...’i kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Sanık Veysi’nin torununun, müşteki sanık ...’in de yeğeninin servisten inmesini bekledikleri ve indiklerinde, ’in torunu ile birlikte servisten inen ... isimli çocuğa, sanığın torunu ile birlikte yeğenini dövdüğünü söylemesi üzerine ...’in kendisini uyardığı, ...’in ...’in küfürlü sözlerle koluna girerek sanayiye doğru çektiği ve yol üzerinde birbirlerinin yakalarından tutarak ittirmeye başladıkları sırada, ...’in oradaki mermerci işyerinin önünde bulunan kırılmış mermer parçalarından eline sığacak büyüklükte bir mermer parçasını alarak elindeki bu mermer parçası ile ...’in kafasına vurduğu, ...’in de bıçakla ...’in karın bölgesine doğru bir kez vurduğu ve müşteki ...’in hayati tehlike geçirir nitelikte yaralandığı olayda, sanığın cezasında TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indiriminin daha üst oranda yapılması gerekirken, asgari oran olan (¼) oranında yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 27.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy