MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
O yer Cumhuriyet savcısının, 14/02/2012 tarihli hükmü 1412 Sayılı C.M.U.K. nun 310. maddesinde belirtilen süre geçtikten sonra 16/03/2012 havale tarihli dilekçesiyle temyiz ettiği anlaşıldığından, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMK'nin 317. maddesi uyarınca mağdur vekilinin temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanığın temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın öldürmeye elverişli bir alet olan bıçakla müştekinin göğüs bölgesine 1 kez vurarak, sol taraftan göğüs boşluğuna girerek hemotoraksa ve kalpte sol ventrikül apekste kesiyeperikardiyal tamponada neden olacak şekilde müştekiyi yaralayarak hayatını tehlikeye soktuğu olayda, suçun işlenmesinde kullanılan araç, hedef alınan vücut bölgesi, mağdurda meydana gelen yaralanmanın yeri ve niteliği dikkate alındığında, sanığın eyleminin kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son maddeleri uyarınca cezasının 5 yıldan az olamayacağı anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesi gereğince istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c) Karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeniyle sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
d) Sanığın katılanı TCK'nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçak ile yaraladığı anlaşılmakla, sanık hakkında TCK'nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
e) Mağduru silahtan sayılan bıçakla yaşamı tehlikeye girecek şekilde yaralayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1 maddesi uyarınca temel ceza belirlenip 86/3-e, maddesi gereğince artırılması, ardından TCK'nin 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırıma tabi tutulması, artırım sonucu bulunacak cezanın 5 yılın altında kalması halinde TCK'nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkarılması ve bu miktar üzerinden indirimlerin yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
f) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, CMUK 326/son maddesi gereğince sonuç ceza açısından sanığın kazanılmış hakları dikkate alınarak BOZULMASINA, 19/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy