MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN
ÇOCUK : ...
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suç tarihi itibarıyla suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş aralığında bulunduğu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/1-3 maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılması, sosyal inceleme yaptırılmaması halinde ise bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; suça sürüklenen çocuk ...'in temyiz inceleme tarihi itibariyle 20 yaşında olduğu, belirtilen eksikliğin telafisinin suça sürüklenen çocuğun yaşı itibariyle imkansız bulunduğu anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
1)Suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını ikmal ettiği gözetilmeksizin karar oturumunun gizli yapılması ile hükmün gizli oturumda verilmesi sureti ile CMK'nin 289/1-f maddesindeki açıklık kuralına aykırılık oluşturulması,
2)5271 sayılı CMK'nin 150/3. maddesi gereğince alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda, suça sürüklenen çocuğun müdafiinin bulunmaması halinde, istemi olmasa dahi müdafii görevlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddelerindeki suçun bu kapsamda olması nedeniyle ihbar üzerine yapılan yargılama sırasında suça sürüklenen çocuğa zorunlu müdafii tayini ile savunmasının müdafii huzurunda tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurularak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3)Suça sürüklenen çocuğun yaralama eylemi sonucu, mağdurun, yüzünde sabit ize ve organ işlevinin kaybına neden olacak şekilde yaralandığı olayda; TCK'nin 86/1. maddesine göre temel hapis cezasının, aynı olayda iki nitelikli halin (TCK 87/1-c ve 87/2-b maddelerinin) birleşmesi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4)Suça sürüklenen çocuğun eylemi sonucu, mağdurun, yüzünde sabit ize ve organ işlevinin kaybına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, suça sürüklenen çocuğun sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı sorumlu tutulması, hakkında TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK'nin 87/1-c maddesi ile arttırım yapılması,
5)Haksız tahrik oluşturan eylemin mağdurun, sanığı, basit şekilde yaralamasından ibaret olduğunun kabulü karşısında; 5237 sayılı TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetilerek sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca makul bir oranda indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde verilen cezanın (3/4) oranında indirilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
6)Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53/4. maddesi uyarınca hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmak suretiyle, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy