MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına, HAGB
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ... hakkında, katılan ...’e karşı “Kasten Yaralama” suçu ile katılan ...’e karşı “Kasten Yaralama ve Hakaret” suçlarından kurulan hükümlere karşı, sanığın 01/06/2015 tarihli temyiz istemi üzerine yerel mahkemece 02.06.2015 tarihli ek karar ile netice itibariyle hükmolunan cezaların tür ve miktarları yönünden hükümlerin kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verildiği, ek kararın sanığa 05/06/2015 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanık ...’ın ek karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmakla sanık ... hakkında kurulan hükümler inceleme dışı bırakılmıştır.
1)Sanık ... hakkında, katılan ...’e karşı “Kasten Yaralama ve Hakaret” suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında verilen 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, CMK'nin 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup, temyizi mümkün bulunmadığından, temyizen incelenmeyen dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2)Sanık hakkında “Hakaret” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3)Sanık hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin hüküm yönünden; katılan ...’te meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak....Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı tarafından tanzim olunan 23.05.2013 tarihli raporda, “Sağ tibia plato kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3) derecede olduğu, fonksiyon kaybı açısından 6 aylık süre geçtikten sonra görüş bildirilmesinin uygun olduğu”nun belirtildiği; aynı kurum tarafından yine Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanınca tanzim olunan ve mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan 20.04.2015 tarihli raporda “Sağ tibia plato kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1) derecededir, sağ diz romları kısıtlı olup ekstansiyon tam fleksiyon 130'da kısıtlıdır.” görüşüne yer verilmesi karşısında, söz konusu raporlar arasında çelişki bulunduğu ve hükme esas alınan raporda, sanığın eyleminin, katılanın “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına” ya da “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine” neden olup olmadığının belirtilmediği anlaşılmakla, katılanın, tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları ile birlikte Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesine sevkinin sağlanmasıyla söz konusu yaralanmanın hukuki vasfına ilişkin 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddeleri kapsamında duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu aldırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, isteme aykırı BOZULMASINA, 06.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.