Kasten yaralama suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2. maddesi gereğince 120 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Eyüp 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2010 tarihli ve 2009/657 Esas, 2010/1235 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hükmün açıklanmasına 5237 sayılı Kanunun 86/2 ve 52. maddeleri gereğince 2.400,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2016/604 Esas, 2017/676 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 27.02.2018 tarih ve 2017/13281 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.03.2018 tarih ve 2018/17998 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Suç tarihinin 25/02/2005 olduğu ve yargılama konusu kasten yaralama suçunun 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 5 yıl ve 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, sanık hakkında verilen 21/10/2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 10/05/2011 tarihinde kesinleşmesi ile 5 yıllık denetim süresinin başladığı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/8. maddesinin son cümlesi gereği dava zamanaşımının durduğu, ancak sanığın denetim süresi içinde 15/10/2014 tarihinde yeni bir kasıtlı suç işlediği ve bu suça ilişkin mahkumiyet hükmünün de kesinleşmiş olmasına nazaran önceki hükmün açıklanması gerekeceği, buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile duran zamanaşımının denetim süresinde işlenen yeni suç tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı cihetle, sanık hakkındaki dava zamanaşımının durma ve yeniden başlama süreleri dikkate alındığında hükmün açıklanma tarihi olan 13/11/2017 itibari ile dava zamanaşımının dolmuş olduğu anlaşılmakla, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2016/604 Esas, 2017/676 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının CMUK'un 322/1. ve CMK'nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy