Kasten yaralama suçundan sanıklar ... ve ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 29, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 2017/375 Esas, 2017/369 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 06.03.2018 tarih ve 2017/12154 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2018 tarih ve 2018/19762 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Mahkemece sanığın yapılan yargılaması sonunda, 10/10/2017 tarihli kararın gerekçe kısmında, “Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetleri bulunmadığından ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluştuğundan, CMK 231/5 madde gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygun olduğu düşünülerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçe ile sanıklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesinin tatbik edileceği belirtilmesine karşın, hüküm kısmında bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar vermek sureti ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 2017/375 Esas, 2017/369 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy