Basit yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri 2.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılanın zararını gidermemesi nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesesesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 09/02/2010 tarihli ve 2009/322 Esas, 2010/53 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28.03.2018 tarih ve 2018/3706 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2018 tarih ve 2018/27423 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurlunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanunun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddi zararın da hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu, manevi zarar ile fazlaya ilişkin maddi zararlar için hukuk mahkemesinde dava açmanın mümkün bulunduğu, basit yaralama suçunda doğrudan tazmini gereken maddi bir zarar olmaması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın tazmini şartının somut olayda aranmaması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 gün 842-100;10.04.2012 gün 479-145 ve 08.05.2012 gün 449-186 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın mağdura yönelik eylemi neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu; bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir çaba sarfedilmediği, katılanın şikayetinin devam edip sanık tarafından zararının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 02.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.