MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
09/09/2009 tarihinde sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların 12/10/2009 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içinde 23/03/2010 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle sanığın yargılanarak 23/06/2011 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği ve mahkumiyet kararının 22/09/2014 tarihinde kesinleştiği belirlenerek yapılan incelemede;
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35 inci maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254 üncü maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde, 6763 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı cihetle, TCK’nin 86/2. maddesinde kalan eylemin kanun değişikliği öncesinde de uzlaştırma kapsamında bulunduğu sanığın ve müştekilerin uzlaşmak istemediğini bildirmesi karşısında, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
1) Gerekçeli karar başlığında müştekiler ve mağdurun adı ve soyadının yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
2)Kasten yaralama suçlarından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 231/11. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanması sırasında sanık hakkında infaz edilecek hüküm, kurulan yeni hüküm olacağından kararın dayandığı tüm delillerin, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerektiği nazara alınmadan, yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasanın 141. ve CMK'nin 34 ve 223 ve 230. maddelerine aykırı davranılması,
3) Sanık hakkında mağdur ...’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünde, mağdurun soruşturma aşamasında kollukta 29/08/2008 tarihli ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesine rağmen, mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralaması eylemi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten basit yaralama suçundan TCK'nin 73/4. maddesi ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine dair karar verilmesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 29.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.