Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Iğdır (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/09/2011 tarihli ve 2009/100 Esas, 2011/1698 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle dosyanın ele alınarak yapılan yargılama neticesinde, suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanunun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceğinin ihtarına ilişkin Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2017 tarihli ve 2017/65 Esas, 2017/342 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18.04.2018 tarih ve 2018/3050 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2018 tarih ve 2018/34864 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Kayden 01/03/1991 doğumlu olup suç tarihi olan 24/11/2008 tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamasında,
2) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4. maddesi uyarınca çocuk hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5395 sayılı Kanunun 23. maddesinde yer alan “Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.” şeklindeki düzenlemeye rağmen, suça sürüklenen çocuğun beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmesi,
2) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 23. maddesinde “(7,) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.” ve 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 10. fıkrasında “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” şeklindeki düzenlemelere nazaran, somut olayda suça sürüklenen çocuk hakkında verilen Iğdır (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/09/2011 tarihli ve 2009/100 Esas, 2011/1698 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 22.11.2011 tarihinde kesinleştiği ve 3 yıllık denetim süresinin kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve 22.11.2014 tarihinde sona ereceği, bununla birlikte deneme süresinde işlendiği iddia olunan Iğdır 3. Asliye Ceza mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve 2016/200 Esas, 2016/272 sayılı kararına konu yeni suçun ise denetim süresinin bitiminden sonra, 24.07.2015 tarihinde işlendiği göz önüne alındığında, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediği gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesi hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 30.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.