Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Nazilli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/05/2012 tarihli ve 2012/266 Esas, 2012/414 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.04.2018 tarih ve 2018/5417 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.04.2018 tarih ve 2018/35932 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1) Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan 2 ay 6 gün kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Kayden 04/09/1990 doğumlu olup, suçun işlendiği 17/07/2007 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkındaki davaya, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden bahisle davaya Çocuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmamasında,
3) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun un 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı Kanunun 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun aleyhine olacak şekilde ilk hükümden farklı olarak adli para cezası yerine, hapis cezasına hükmedilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 30.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.