MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 12.04.2018 tarih ve 2017/5186 Esas - 2018/6683 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09.05.2018 tarih KD 3 - 2015/85627 sayılı itiraznamesi ile;
5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin son cümlesinde düzenlenen "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklindeki hükmün aynı mağdura yönelik işlenen suçlarda uygulanma imkanının bulunduğu, 5271 sayılı CMK'nin 253/7. ve 255. maddeleri nazara alındığında, uzlaştırma kapsamında bulunan bir suç ile uzlaştırma kapsamında olmayan suçun farklı mağdurlara karşı işlenmiş olması halinde, uzlaştırma kapsamında olan suçtan dolayı sanığın uzlaştırma kurumundan yararlanması gerektiği, bunu yasaklayan bir hükmün bulunmadığı, bu itibarla sanıklara atılı katılan ...'e yönelik 5237 sayılı TCK'nin 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme ve aynı Kanunun 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçları uzlaştırma kapsamına giren suçlardan olup, uzlaştırma kapsamında bulunmayan katılan ...'ye yönelik basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücutta kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama suçu ile birlikte işlenmiş ise de, uzlaştırma kapsamında bulunan suçların ve uzlaştırma kapsamında bulunmayan suçun farklı katılanlara karşı işlenmiş olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin son cümlesinin uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanıklar ile katılan ... hakkında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle hükümlerin onanmasının isabetli bulunmaması nedeniyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde; sanıkların üzerlerine atılı suçları, katılan ...'ye karşı uzlaşmaya tabi olmayan kemik kırığı meydana getirecek şekilde kasten yaralama suçu ile birlikte işlemeleri nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin son cümlesi gereğince uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmeyerek hükümlerin onanmasına dair Dairemiz kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
2) Dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 23.05.2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki hükmünün aynı mağdura yönelik işlenen suçlarda uygulama imkanının bulunduğu, CMK'nin 253/7. maddesi ve 255. maddesi de dikkate alındığında; farklı mağdura yönelik işlenen suçlarda uygulama imkanı bulunmadığından, yani uzlaşma kapsamında olan bir suç ile uzlaşma kapsamında olmayan suç farklı mağdurlara karşı işlenmiş ise; uzlaşma kapsamında olan suçtan sanığın uzlaştırma kurumundan yararlanması gerektiği, bunu yasaklayan bir hükmün olmadığı, olayımızda da sanıkların katılan ...'e yönelik eylemlerinin uzlaşma kapsamında bulunması karşısında, sanıklar ile katılan ... arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri ve 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiğinden, katılan ...'e karşı işlenen basit yaralama ve mala zarar verme suçları yönünden “hükmün bozulması”na karar verilmesi gerekirken onama kararı veren ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını reddeden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy