Kasten yaralama suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456 4, 457/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 286,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair kapatılan Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2010 tarihli ve 2010/402 Esas, 2010/1488 sayılı kararının itiraz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresinde yeni suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına, sanığın 765 sayılı Kanunun 456/4, 457/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 286,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/378 Esas, 2015/30 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.04.2018 tarih ve 2018/5296 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2018 tarih ve 2018/38767 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 Esas, 2014/2417 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, somut olayımızda sanık hakkında Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2010 tarihli ve 2010/402 Esas, 2010/1488 sayılı ilamına konu ilk kararın itiraz edilmeksizin 10/11/2010 tarihinde kesinleştiği ve suçun işlendiği 24/09/2003 tarihinden itibaren 7 yıl 1 ay 16 günlük zamanaşımı süresinin geçtiği, Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2014 tarihli ve 2014/398 Esas, 2014/432 sayılı kararına konu 2. suçun ise 29/11/2013 tarihinde işlendiği ve söz konusu bu kararın 28/11/2014 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde, sanık hakkında duran zamanaşımı süresinin ikinci suçun işlenme tarihi olan 26/11/2013 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, suç tarihi olan 24/09/2003 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkumiyet kararının verildiği 27/01/2015 tarihleri arasında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/378 Esas, 2015/30 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının CMUK'un 322/1. ve CMK'nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy