Tehdit ve basit etkili eylem suçlarından sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1, 43, 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 4.500,00 Türk Lirası adli para ve 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli ve 2017/1924 Esas, 2018/161 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 19.06.2018 tarih ve 2018/6494 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2018 tarih ve 2018/54456 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun’un 58/1-2. madde ve bentlerinde yer alan “(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen 1 yıl erteli hapis cezasına ilişkin Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2011 tarihli ve 2009/460 Esas, 2011/766 sayılı kararının 22.12.2011 tarihinde kesinleştiği, 5237 sayılı Kanun'un 51/8. maddesi gereğince hükmolunan erteli hapis cezasına ilişkin denetim süresinin sona erdiği 22.12.2012 tarihinde erteli hapis cezasının infaz edilmiş sayılması nedeniyle, bu tarihten itibaren 3 yıllık sürenin sona erdiği 22.12.2015 tarihinden sonra, 21.11.2017 tarihinde işlenen suçtan dolayı yapılan kovuşturmada anılan mahkeme ilamının tekerrüre esas alınamayacağı gibi, sanığın adli sicil kaydında tekürrüre esas başkaca bir mahkumiyetinin de bulunmadığı anlaşılmakla, bu haliyle sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli ve 2017/1924 Esas, 2018/161 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince, TCK'nin 86/2. maddesinin seçimlik ceza olduğu, yerel mahkemece adli para cezasının da tercih edilebileceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.09.2018 tarih ve 2015/1066 Esas, 2018/373 sayılı kararı da göz önüne alınarak kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy