Eşe karşı basit yaralama suçundan sanık ... ..., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2,86/3-a, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.01.2013 tarihli ve 2012/592 Esas, 2013/131 sayılı kararının 07.02.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip; sanığın denetim süresi içerisinde 11.08.2015 tarihinde kasıtlı olarak işlediği hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2016 tarihli ve 2015/631 Esas ve 2016/512 sayılı kararıyla mahkum edildiği ve kararın kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli ve 2017/121 Esas, 2017/629 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14.09.2018 tarih ve 2018/5676 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2018 tarih ve 2018/76309 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02.05.2013 tarihli ve 2013/10247 Esas, 2013/17784 sayılı ilamında da belirtildiği üzere duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda hüküm tesis edileceği meşruhatını içeren davetiye tebliğ edilen sanığın yokluğunda yargılama yapılarak hükmün açıklanmasına karar verilebileceğinin belirtildiği ancak somut olayda, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesince istinabe yoluyla sanığın savunmasının alınması için Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinden talepte bulunulduğu ve gönderilen davetiyenin tebliğ edilemeden iade edilmesi üzerine evrakın bila ikmal Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesine iade edildiği ve başkaca bir işlem yapılmadan bir sonraki oturumda hüküm açıklanarak sanığın yokluğunda karar verildiği gözetildiğinde, sanığa yokluğunda hüküm tesis edileceği meşruhatını içeren davetiye tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı TCK'nin 106/1-1. maddeleri uyarınca hükmolunan tehdit suçu olması, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, tehdit suçu yönünden uzlaşma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 24.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy