Basit yaralama suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2 ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2012 tarihli ve 2008/392 Esas, 2012/531 sayılı kararının 24.12.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip; sanığın denetim süresi içerisinde 30.12.2012 tarihinde kasıtlı olarak işlediği basit yaralama suçundan, Ordu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/170 Esas ve 2013/617 sayılı kararıyla mahkum edildiğinin ve kararın kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2 ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2015 tarihli ve 2014/83 Esas, 2015/43 sayılı kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08.02.2018 tarihli ve 2017/5499 Esas, 2018/1626 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini takiben infazı sırasında, hükümlü tarafından 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılması nedeniyle hukuki durumunun uzlaşma hükümleri yönünden yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine dair Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli ve 2014/83 Esas, 2015/43 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2018 tarihli ve 2018/368 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14.09.2018 tarih ve 2018/5585 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2018 tarih ve 2018/76308 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanığın üzerine atılı basit yaralama suçunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişiklik yapılmasından önceki haline göre de uzlaşma kapsamında olduğu, Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin sanığın mahkumiyetine ilişkin 16.01.2015 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08.02.2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere, sanığın 18.04.2008 tarihli kollukça alınan ifadesinde uzlaşmak istemediğini bildirerek kendisine yapılan uzlaşma teklifini reddettiği ve yine müştekinin 14.04.2008 tarihli kollukça alınan ifadesinde uzlaşmak istemediğini beyan etmesi üzerine kamu davasının açıldığı gibi, müştekinin 10.04.2008 tarihinde imzaladığı uzlaşma teklif formunda uzlaşmayı kabul etmediğini belirttiği anlaşılmakla, sanığa ve mağdura soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2018 tarihli ve 2018/368 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy