Taksirle yaralama suçundan, şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.03.2018 tarihli ve 2018/2513 soruşturma 2018/33521 sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.05.2018 tarihli ve 2018/3084 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.09.2018 tarih ve 2018/10427 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2018 tarih ve 2018/78891 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Somut olayda;
1) Müşteki ... hakkında ...Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen rapora göre, müştekinin vücuduna acı veren veya sağlığını yada algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan bir durum olduğunun tespit edildiği, ancak daha sonra Adli Tıp Kurumunca vücudunda haricen herhangi bir akut travmatik lezyon belirtilmediğine dair rapor düzenlenmesi suretiyle her iki rapor arasında çelişkili bir durum meydana gelmesi karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2) Her ne kadar müştekinin şikayetçi olmadığından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.03.2018 tarihli ve 2018/2513 soruşturma 2018/33521 sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin 29.10.2017 tarihli ifadesinde şikayetçi olduğunu beyan etmesi karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma isteminin kapsamına, talebin niteliğine göre; 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve 21.02.2018 tarihli ve 30339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 09.02.2018 gün ve 2018/1 sayılı kararının “Yargıtay Ceza Daireleri İş Bölümüne İlişkin Ortak Hükümler" kısmı uyarınca olayın taksirle yaralama olduğuda gözetilerek Yüksek Yargıtay 12. Ceza Dairesine ait olduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE ve dosyanın incelenmek üzere ilgili Daireye GÖNDERİLMESİNE, 17.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy