Kasten basit yaralama suçundan sanıklar ..., ..., ...ve ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 2016/719 Esas, 2017/510 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.09.2018 tarih ve 2018/3557 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2018 tarih ve 2018/78883 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Mahkemece sanıklar ..., ... ve ...’in müşteki ...’ye yönelik eyleminin basit yaralama suçu olarak kabul edilerek bu suçtan cezalandırılmalarına karar verildiği, müşteki ...’nin ise gerek 24.07.2015 tarihli kollukta alınan ifadesinde, gerekse 13.02.2017 tarihli oturumda alınan ifadesinde sanıklar ..., ... ve ... haklarında şikayetçi olmadığını belirttiği, sanıklar hakkında kovuşturulması şikayete bağlı basit yaralama suçundan açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşürülmesine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verilmesinde,
2) Her ne kadar müşteki ... mahkemede alınan ifadesinde “...benim hakkımda şikayetçi olursa ben de onun hakkında şikayetçi olurum, şikayetçi olmazsa bende onun hakkında şikayetçi olmam” demek suretiyle şikayeti şarta bağlamış ise de şikayet iradesinin şartlı olarak kullanılamayacağı ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73/5. maddesinde yer alan “İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.” şeklindeki düzenleme göz önüne alındığında, müşteki...’nin aynı eylem hakkında dosya kapsamındaki diğer sanıklar ..., ... ve ...’den şikayetçi olmaması karşısında, sanık ... hakkında kovuşturulması şikayete bağlı basit yaralama suçundan açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşürülmesine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 2016/719 Esas, 2017/510 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4. maddesi delaletiyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi gereğince mağdur ... Efe’nin şikayeti söz konusu olmadığından ayrı ayrı DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
-2-