Basit yaralama suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2 maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair .... Sulh Ceza Mahkemesinin 26.02.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/16 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde basit yaralama suçunu işlemesi nedeniyle, hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2 maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair .... Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2018 tarih ve 2017/128 Esas, 2018/9 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 02.10.2018 tarih ve 2018/8051 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2018 tarih ve 2018/82178 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193. maddesinde yer alan, “(1) Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” şeklindeki düzenleme karşısında, kısa kararın okunduğu son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, anılan madde hükmüne aykırı davranılarak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nin 194/2. maddesine göre; sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık huzurda bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir. Somut olay incelendiğinde, sanığın 07.02.2018 tarihli oturuma katıldığı, beyanının alındığı ve yeni duruşma gününün de bildirildiği anlaşılmakla, hükmün açıklandığı son oturuma katılması kanunen gerekli olmayıp, sanığın yokluğunda da mahkumiyetine karar verilebileceği anlaşılmakla, bu nedenlerle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.