Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, anılan Kanun'un 231/8. maddesi gereğince 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair....8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2009 tarihli ve 2009/843 Esas, 2009/854 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 04.03.2014 tarihli ve 2014/56 Esas, 2014/148 sayılı kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10.10.2016 tarihli ve 2016/279 Esas, 2016/17165 sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 50. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair....8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/883 Esas, 2017/97 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 27.09.2018 tarih ve 2018/880 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2018 tarih ve 2018/80398 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2009 tarihli ve 2009/843 Esas, 2009/854 sayılı kararının yapılan incelemesinde;
1) 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile değiştirilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen çocuklar açısından denetim süresinin 3 yıl olması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesinde;
İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/883 Esas, 2017/97 sayılı kararının yapılan incelemesinde;
2) Kayden 10.10.1988 doğumlu olup, suçun işlendiği 04.02.2006 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayin olunmasında;
-1-
3) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanun'un 23. maddesinde “(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.” ve 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 10. fıkrasında “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” şeklindeki düzenlemelere nazaran, somut olayda suça sürüklenen çocuk hakkında verilen....8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 23.02.2010 tarihinde kesinleştiği ve 3 yıllık denetim süresinin kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve 23.02.2013 tarihinde sona ereceği, bununla birlikte deneme süresinde işlendiği iddia olunan....17. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/919 Esas, 2013/1161 sayılı kararına konu yeni suçun ise denetim süresinin bitiminden sonra, 22.08.2013 tarihinde işlendiği göz önüne alındığında, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlemediği gözetilmeden, düşme kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
4) Kabule göre, suça sürüklenen çocuğun suçun işlendiği 04.02.2006 tarihinde 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 23.02.2010 tarihinde kesinleştiği, bu süre içerisinde zamanaşımı süresinin işlediği, sanığın denetim süresi içerisinde 23.08.2013 tarihinde yeniden kasıtlı bir suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince ikinci suçun işlendiği tarih olan 22.08.2013 tarihi ile kararın verildiği 28.02.2017 tarih arasında dava zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye devam ettiği, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerine göre hükmün açıklandığı 28.02.2017 tarihi itibarıyla dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hükmün açıklanarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
5) Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasına neden olan....17. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.12.2013 tarih, 2013/919 Esas, 2013/1161 sayılı kararıyla trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddesi delaletiyle 179/2, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 2.400,00 Türk Lirası adli para cezası tayin edildiği, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve suça sürüklenen çocuğun lehine olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5560 sayılı yasa değişikliğinden önceki 23/6. maddesi gereğince, denetimli serbestlik süresi içinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde mahkemenin geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, oysa hükmün açıklanmasına neden olan suçtan dolayı suça sürüklenen çocuğa adli para cezası tayin edildiği anlaşılmakla, bu durumda hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
-2-
6) Kabule göre de; 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendinde yer alan “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.” düzenlemesi gereğince suça sürüklenen çocuklar yönünden üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı, somut olayda suça sürüklenen çocuğa atılı 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 86/3-e maddelerinde düzenlenen suçun üst sınırının 3 yılı aşmadığı cihetle uzlaşma kapsamında kaldığı, 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesine göre dosyanın öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;....8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/883 Esas, 2017/97 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
-3-
Full & Egal Universal Law Academy