MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarih ve 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararı uyarınca sanık hakkında düzenlenen iddianamede sevk maddeleri arasında 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesi gösterilmediği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine muhalefet edilmesi,
2) Adli tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının tespit edilebilmesi için muayenenin olaydan en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerekmesine ve... Adli Tıp Şubesinin 22.10.2012 tarihli raporunda, kişinin yüzde sabit iz tespiti açısından olay tarihinden en az 6 (altı) ay sonra muayene edilmek üzere şube müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği belirtilmesine karşın, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Sanık hakkında yaralama suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olması üzerine, dosyayı ele alan mahkemece duruşma açılarak ve sanığın usülune uygun davetiye ile duruşmaya çağrılarak, sonucuna göre sanık hakkında yeniden yapılacak değerlendirme sonucu CMK'nin 231/11 maddesine uygun olarak hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisiyle savunma hakkının kısıtlanması,
4) Sanığın, çıkan kavgada mağdurun babasını darp etmesi ve babasına karşı küfür etmesi üzerine olay yerine geldiğine yönelik aşamalardaki istikrarlı savunması, tanık anlatımı ve mahkemenin kabulüne göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas - 367 Karar sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, karşılıklı kavgada ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.02.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.