MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mağdur sanık ... ve mağdur suça sürüklenen çocuk ...'in 17.12.2015 tarihli celsede karşılıklı olarak birbirlerinden şikayetçi olmadıkları, temyiz dilekçelerinin incelenmesinde de, sadece kendileri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz ettikleri anlaşılmakla yapılan incelemede;
1) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı silahla basit yaralama suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk ile mağdur arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
2) Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olan başka ilamının bulunmadığı da gözetildiğinde, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2014 tarih ve 2014/669 Esas - 2014/676 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı TCK'nin 106/1-1. cümlesi gereğince tehdit suçundan ve TCK'nin
86/2. maddesi gereğince basit yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, tekerrüre esas alınan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı, CMK'nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalkarak bu suçla birlikte işlenen basit yaralama suçunun da uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükümdeki suçlara ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre TCK'nin 58/6. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
c) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2014 tarih ve 2014/669 Esas - 2014/676 Karar sayılı ilamının karar numarası 2014/676 olduğu halde, hüküm fıkrasında 2010/676 olarak hatalı yazılması ve bu ilam ile sanığın tehdit suçundan 5 ay, kasten yaralama suçundan ise 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı gözetilmeden, hüküm fıkrasında 10 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu belirtilerek infazda tereddüt yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun göğüs bölgesinde birden fazla bıçak darbesi nedeniyle yaralanma meydana gelmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan Mersin Devlet Hastanesinde görevli göğüs cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen 07.07.2015 tarihli raporda, mağdurdaki yaralanmalarının kaç adedinin hayati tehlikeye neden olduğunun belirtilmediği anlaşılmakla, mağdurun geçici ve kesin raporları ile tüm tedavi evrakları en yakın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, mağdurdaki her bir yaranın niteliği ve yaraların ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınarak, sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olan başka ilamının bulunmadığı da gözetildiğinde, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2014 tarih ve 2014/669 Esas - 2014/676 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı TCK'nin 106/1-1. cümlesi gereğince tehdit suçundan ve TCK'nin 86/2. maddesi gereğince basit yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, tekerrüre esas alınan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı, CMK'nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalkarak bu suçla birlikte işlenen basit yaralama suçunun da uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükümdeki suçlara ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre TCK'nin 58/6. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
d) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun göğüs bölgesinde birden fazla bıçak darbesi nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığı olayda, suçun işleniş biçimi, darbe sayısı ve hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas - 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasında gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
f) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2014 tarih ve 2014/669 Esas - 2014/676 Karar sayılı ilamının karar numarası 2014/676 olduğu halde, hüküm fıkrasında 2010/676 olarak hatalı yazılması ve bu ilam ile sanığın tehdit suçundan 5 ay, kasten yaralama suçundan ise 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı gözetilmeden, hüküm fıkrasında 10 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu belirtilerek infazda tereddüt yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy