MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanık lehine olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
1) Sanığın denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükümlerin açıklanmasına karar verilirken açıklanan hükümde, Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilerek 5271 sayılı CMK'nin 231/11. ve 232/6. maddelerine aykırı davranılması,
2) 5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümlerin, CMK'nin 231/11. maddesi gereğince, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği takdirde, yokluğunda karar verileceği meşruhatını içeren davetiye ile sanığın duruşmaya çağrılması gerektiği, dosyanın incelenmesinde, her ne kadar sanığın bilinen son adresine duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmiş ise de; yokluğunda karar verileceği meşruhatının bulunmadığı anlaşılmakla, sanık usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden hükümlerin açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
3) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, mağdurlar ..., ... ... ve ...'ın, sanık ...'nin oğlu ... kasten yaralamaları ve bunu görüp olay yerine gelen sanığın, mağdurlara karşı kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
4) Mağdur ... hakkında Konya Numune Hastanesi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 27.03.2012 tarihli adli raporda, nazal fraktür mevcut olduğunun tespit edildiği ancak; kemik kırığının hayat fonksiyonlarını kaçıncı derecede etkilediğinin rakamsal olarak belirtilmediği anlaşılmakla, mağdurun geçici ve kesin raporları ile yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi evrakları en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, kırığın derecesini de içerir şekilde 5237 sayılı TCK'nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre kırık artırım oranının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, mağdur ...'a karşı eylemi yönünden ceza miktarı açısından CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy