MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten yaralama
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mahkemece sanığa, "Denetim süresinde yeni bir suç işlediğinin iddia edilmesi sebebiyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde yokluğunda cezaya hükmolunabileceği" uyarısını içeren meşruhatlı davetiye tebliği yerine, zorla getirileceği uyarısını muhtevi davetiyenin tebliğ edilmesi neticesinde, sanığın yokluğunda karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2)Gerekçeli karar başlığında mağdur ...'nın adı ve soyadının yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre;
3)Sanık ...'in mağdur ...'in kollarından tuttuğu, temyiz dışı sanık ... 'nin de bu sırada 5237 sayılı TCK'nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçak ile mağduru bacağından basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladığı olayda, sanık ...'in aynı suç işleme iradesi içerisinde sanık ... ile birlikte mağdur ...'i yaraladığı ve bu nedenle suça iştirak ettiği anlaşılan sanığın TCK'nin 37/1. maddesi delaletiyle 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suça yardım ettiği kabul edilerek olayda uygulama yeri bulunmadığı halde, cezasında TCK'nin 39/2-c maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
4) Karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeniyle sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 03.12.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy