MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Kasten yaralama
HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Mağdur sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
TCK'nin 25. maddesince meşru savunma hükümleri uygulandığı hallerde 5271 sayılı CMK’nin 223/2-d maddesine göre “beraat” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, “ceza verilmesine yer olmadığına,” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “TCK'nin 25/1 ve CMK'nin 223/2-d maddeleri gereğince beraatine” ibaresinin hükme eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Mağdur sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
a) Mağdur sanığın savunmaları,bu savunma ile uyumlu adli rapor içeriği ve olayın tek görgü tanığı olan ...'nun olay anında sanık ...'ta sopa olmadığına yönelik beyanı karşısında, sanığın eylemini 5237 sayılı TCK'nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan sopa ile işlediği şüpheli kaldığından, eylemin TCK'nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla, mağdur sanık ...’nun şikayetçi olmaması nedeniyle, mağdur sanık ...’ın TCK'nin 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususu sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
b)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.