MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten yaralama
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Gerekçeli karar başlığında, ...’ün sıfatının “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
2)Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK'nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de ihbara konu Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2015 tarihli ve 2014/729 Esas - 2015/238 Karar sayılı hükmü ile TCK'nin 86/2. maddesi gereğince kasten basit yaralama suçundan mahkumiyet, TCK’nin 106/1-1 maddesindeki tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu; TCK’nin 86/2. maddesindeki kasten basit yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olmayan TCK'nin 106/1-1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olmadığı; TCK'nin 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve tehdit suçu ile birlikte işlenen kasten basit yaralama suçu yönünden de 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalktığından uzlaşmanın mümkün hale geldiği anlaşılmakla; TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, anılan ihbara konu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca kasıtlı suçlardan mahkumiyet ilamlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanık hakkındaki hükmün açıklanıp açıklanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
3)Sanığın eylemini eşine karşı gerçekleştirdiği olayda, TCK'nin 86/3-a maddesi yerine eylemin silahla işlendiğinden bahsedilerek TCK'nin 86/3-e maddesinin tatbik edilmiş olması,
4)Sanık hakkında Osmaniye (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2010 tarihli ve 2010/169 Esas - 2010/70 Karar sayılı ilk kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 86/2, 86/3-a, 62. maddeleri gereğince belirlenen 5 ay hapis cezasının TCK’nin 50/1-d maddesi gereğince 2 ay 15 gün süreyle alkollü yerlere gitmekten yasaklanma seçenek yaptırımına çevrildiği, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.05.2013 tarihli ve 2012/19099 Esas - 2013/21117 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.02.2016 tarihli ve 2014/71 Esas - 2016/42 Karar sayılı ilamı gereğince, sanığın 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı nedeniyle, "5 ay" hapis cezasının TCK’nin 50/1-d maddesi gereğince 2 ay 15 gün süreyle alkollü yerlere gitmekten yasaklanma seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.