MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten yaralama
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
İlk haksız hareketin kimin tarafından yapıldığının belirlenememesi sebebiyle; 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında CGK'nin 22.10.2002 tarih 2002/4-238 esas ve 2002/367 karar sayılı kararı ve TCK'nin 3. maddesi uyarınca cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında (1/4) oranında indirim yapılması gerekirken, (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine; ancak,
Mahkemenin bozmadan önceki mahkumiyet hükmünün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve bu durumun sanık lehine kazanılmış hak oluşturması karşısında; bozmadan önceki hükümde sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının 24 taksit ile ödenmesine karar verildiği halde, bozmadan sonraki hükümde 12 taksitle ödenmesine karar verilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının taksitlendirmeye ilişkin kısmındaki “12” ibaresinin “24” şeklinde değiştirilmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.11.2017 tarih 2016/2891 Esas, 2017/12377 Karar sayılı Bozma ilamına mahalli mahkemece uyulup sanığa çıkarılan davetiye üzerinde, 1412 sayılı CMUK’un 326/2. maddesi gereğince “davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemesi nedeniyle bozmaya karşı beyanı tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek davanın gıyabında bitirileceği” ne ilişkin ihtaratın yer almaması nedeniyle, sanığın yokluğunda karar verilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Correia de Matos/Portekiz no 48188/99,15.11.2001; Foucher/Fransa No: 22209 /93 , 18.03.1997 , P 36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMUK'un 326/2. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
b)İlk haksız hareketin kimin tarafından yapıldığının belirlenememesi sebebiyle; 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında CGK'nin 22.10.2002 tarih 2002/4-238 esas ve 2002/367 karar sayılı kararı ve TCK'nin 3. maddesi uyarınca cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında (1/4) oranında indirim yapılması gerekirken, (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/07/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.