MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten yaralama
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kararın sanığın yokluğunda verildiği, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair yargılamada bildirdiği bilinen son adresinin aynı zamanda MERNİS adresi olduğu, yokluğunda verilen gerekçeli kararın adresine doğrudan “MERNİS adresi” ibaresi ile tebliğe çıkartıldığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre 30.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve yapılan bu tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair yargılamada bildirdiği bilinen son adresine bu sefer 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre yokluğunda verilen gerekçeli kararın 10.08.2016 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ve bizzat kendisine tebliğ edilmesi üzerine sanık müdafiin temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın usulüne uygun olarak 10.08.2016 tarihinde sanığa tebliği üzerine sanık müdafiin temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenmekle yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan hükmün, açıklanmasına karar verilen yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı CMK'nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
2)5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, CMK'nin 231/11. maddesi gereğince, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği takdirde, yokluğunda karar verileceği meşruhatını içeren davetiye ile sanığın duruşmaya çağrılması gerektiği, dosyanın incelenmesinde, sanık adına çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade geldiği, sanığın mernis sisteminden güncel adresi araştırılıp usulüne uygun tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, sanığın usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden hükmün açıklanması suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3)Sanığın eylemi sonucunda müştekinin hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanması karşısında, 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinin 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi gereğince, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve eylemine uyan 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 87/3. maddeleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak imkan verecek şekilde lehe olan Kanun'un belirlenmesi ile sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 14.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.