Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2017/642 Esas, 2018/55 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22.01.2020 tarihli ve 2019/11621 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2020 tarihli ve 2020/13206 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Sanığın üzerine atılı bulunan ve uzlaşmaya engel olan silahla tehdit suçu bakımından beraat kararı verilmiş olması ve kasten yaralama suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmamış olması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca kasten yaralama suçu bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin, " (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2)Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. " şeklinde olduğu,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçunu 09.02.2015 tarihinde gerçekleştirdiği, Mahkeme tarafından tekerrüre esas alınan Üsküdar (Kapatılan) 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2010 tarihli ve 2009/599 Esas, 2010/107 sayılı kararı ile hükmedilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının ise 11.05.2010 tarihinde infaz edildiği, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 58/2-b maddesinde belirtilen 3 yıllık sürenin dolduğu ve anılan kararın tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2011 ve 2010/295 Esas, 2011/796 sayılı karara konu mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; sanık İhsan Yorgun hakkındaki İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2017/642 Esas, 2018/55 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.