MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mahkemece bozma ilamından sonra Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne davanın ihbarı ile duruşma gün yer ve saatini bildirir davetiyenin usulüne uygun tebliğine rağmen vekilinin duruşmaya gelmediği gibi mahkemece yazılan 21.06.2018 tarihli müzekkere üzerine idare vekili Av. ...’nın 06.11.2018 tarihli dilekçesi ile müdahillik taleplerinin bulunmadığını açıkca belirtmesi karşısında, idarenin 5271 sayılı CMK'nin 260. maddesi uyarınca kanun yoluna başvuru hakkının bulunmadığı anlaşıldığından ve mahkemece verilen katılma kararı da hükümsüz olup idareye katılan sıfatını kazandırmayacağından, hükmü temyiz hak ve yetkisi bulunmayan idare vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2) Sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Mağdur hakkında Aydın Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22.11.2018 tarihli raporda “Duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olup olmadığının tespiti açısından kişinin en yakın sağlık kuruluşu Kulak Burun Boğaz polikliniğine sevk edilerek son durumunu gösterir işitme testinin (odyometri) yaptırılarak sonucun rapor halinde (şahsın gönderilmesine gerek olmaksızın) tarafımıza gönderilmesi gerektiğinin” bildirildiği, 30.04.2019 tarihli raporda ise “Şahsın yurtdışında olduğu, bu nedenle mevcutlu olarak sağlık kuruluşuna sevkinin sağlanamadığı, odyometri çektirilemediği, ...'ın işitme durumunun tespit edilememesi nedeni ile yaralanmasının duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olup olmadığının tespit edilemediğinin” bildirilmesi karşısında, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmaması ve her türlü tereddütlerin giderilmesi bakımından mağdurun istenilen işitme testi sonucunu içeren tıbbi belgenin temini ile 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde yaralanmasının niteliğine ilişkin yeniden raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 11.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.