Çocuğun soybağını değiştirme suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2016/369 Esas, 2017/570 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22.10.2020 tarihli ve 2020/13890 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2020 tarihli ve 2020/96521 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, anılan mahkemece verilen hükmü istinaf eden diğer sanık Neşet Gökçe hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 11. Ceza Dairesinin 25.06.2020 tarihli 2018/1318 Esas, 2020/746 sayılı kararında ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama şekli hakkında Kanun'un 9. maddeleri hükümleri karşısında, sanığa yüklenen çocuğun soy bağını değiştirmek suçunun Kanun'da gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibarı ile tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının, nüfusa tescil tarihi olan 25.04.2007 olan suç tarihinin kamu davasının açıldığı 25.05.2016 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı ise de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediği, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine'' şeklinde karar verilmesi karşısında, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 231/1 ve 66/1-e maddelerine göre çocuğun soy bağının değiştirilmesi suçunun asli zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, dava konusu olayda suç tarihinin 25.04.2007, şüphelinin ifadesinin alındığı tarihin ise 31.03.2016 tarihi olduğu gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 67/2. maddesi gereğince yapılan incelemede zamanaşımını kesen neden bulunmadığı anlaşılmakla, anılan Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, şüphelinin Ilgın Cumhuriyet Başsavcılığınca savunmasının alındığı 31.03.2016 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeksizin, sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı çocuğun soybağını değiştirme suçunu çocuğun nüfusa tescil tarihi olan 25.04.2007 tarihinde işlediği, 31.03.2016 tarihinde savunmasının alındığı gözetildiğinde 25.04.2015 tarihinde 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2016/369 Esas, 2017/570 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.