MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Kasten yaralama, bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma taşıma veya bulundurma
HÜKÜMLER: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suça sürüklenen çocuk... hakkında bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı Kararı uyarınca, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının,5271 sayılı CMK'nin 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup, temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere, dosyanın temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
2) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen düşme hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdur ...'ın 08.03.2016 tarihli ifadesinde “şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, katılan sıfatı almayan mağdur vekilinin temyize hak ve yetkisi bulunmadığından; mağdur vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
3) Suça sürüklenen çocuk... hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin, mahkemenin suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmama gerekçesini 16.03.2016 tarihli celsede açıkladığı belirlenerek yapılan incelemede;
a)Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son maddeleri uyarınca cezasının 5 yıldan az olamayacağı anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nin 196/2. fıkrası gereğince istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuğa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının kısıtlanması,
c)Suça sürüklenen çocuk müdafinin lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesi ve 5237 sayılı TCK'nin 51/1.maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan ve adli sicil kaydı bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında erteleme hükümlerinin uygulanmasında hapis cezasının üst sınırının 3 yıl olması karşısında, bu hususta mahkemece bir değerlendirme yapılmamış olması,
d)Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde katılanın hayati tehlike geçirmesi nedeniyle cezasından artırım yapılırken 5237 sayılı TCK'nin 87/1-d maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
e)Suça sürüklenen çocuk ...'ın 18 yaşını tamamlamadığı 17.12.2014 tarihli 1. celsenin kapalı yapılmasına karar verildiği halde, katılmaya ilişkin ara kararın tefhiminden sonra açık yargılamaya devam olunduğunun belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
f)Suça sürüklenen çocuk ...'ın 18 yaşını doldurmadığı 24.06.2015 tarihli 5. celsenin, 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine aykırı olarak kapalı yerine açık yapılması,
g)Suça sürüklenen çocukların, hükmün açıklandığı 16.03.2016 tarihli duruşmada 18 yaşını doldurduğu gözardı edilerek, duruşmanın 5271 sayılı CMK'nin 182. ve 185. maddelerine aykırı şekilde açık yerine kapalı yapılmasına devam olunduğuna karar verildiği ve açık yargılamaya son verildiği belirtilerek çelişkiye neden olunduktan sonra hükmün de kapalı yargılamada açıklandığının belirtilmesi suretiyle aleniyet ilkesinin ihlali,
h)5271 sayılı CMK’nin yargılama giderleri başlıklı 324. maddesinin 2. fıkrasında ''Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.'' şeklindeki açık hükmü ve 26.05.1935 tarihli ve 111/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ''yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmelidir'' ve 02.05.1966 tarihli ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da ''tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükletileceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığa yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğinin'' belirtildiği halde, mahkemece verilen hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama gideri miktarı dökümü yapılmayıp,gerekçeli kararla birlikte suça sürüklenen çocuk aleyhine yargılama giderine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy