MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Kasten yaralama
HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER: Katılan sanık ..., katılan sanık ... ve katılan sanık ... müdafii
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Katılan sanıklar ... ve ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde:
a)Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; soruşturmada dinlenmeyen tanık ...'ın yargılamada " ... karşı taraf direk...'a vurdu, yumruk ile...'un yüzüne vurdu ....... ise diğer kişiye vurmadı, ... sonra diğer kişinin arkadaşları geldi, kavgayı ayırdılar, ben...'un sonradan gelen kişilere vurup vurmadığını görmedim, sonradan gelen kişilerden...'a vuranı da görmedim'' şeklindeki beyanıyla tanık ...'ın soruşturmadaki ifadesiyle benzer nitelikte yargılamada ''...... ...'i dışarı çağırdı. ... dışarı çıktı. Biz içerde çay içiyorduk. Daha sonra ... içeri geldiğinde yüzü kanıyordu. Şikayetçi olacağım dedi. Ben,... dışarı çıktığımızda.....'nın yüzüne yumruk ve tekme ile vurdu... '' şeklindeki beyanının farklılık arz ettiği, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 31.03.2015 tarihli raporunda katılan sanık ...'un ''...sağ nazal hiperemi, alt dudak sağında hiperemi, sol el 5.parmak distalinde 1 cm laserasyon ... basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde'' yaralandığının belirtildiği, CD görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu ve çözümleme tutanağından da ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunun tartışmasız şekilde açıklık kazanmadığı anlaşılmakla, katılan sanıklar ... ve ... hakkında haksız tahrik altında kasten yaralama suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı TCK'nin 25. maddesindeki saldırı ve savunmaya ilişkin koşulların ne şekilde gerçekleştiği de tartışılmadan eylemlerin meşru savunma sınırları içerisinde kaldığından söz edilerek beraat kararları verilmesi,
Kabule göre;
b)Katılan sanıklar ... ve ...'ın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen soyut ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK'nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2)Katılan sanık ... hakkında katılan sanıklar ... ve ...'ı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde:
Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırıldığı ve 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında arttırılmasının öngörülmüş olduğu, katılan sanık ...'ın adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtildiği, dairemizin yerleşik kararlarına uygun şekilde, mahkeme tarafından katılan sanık ...'e TCK’nin 86/1. maddesine göre verilen cezadan kırığın derecesine uygun şekilde (1/4) oranında artırım yapıldığı anlaşılmakla tebliğnamenin bu konudaki bozma talepli görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)5237 sayılı TCK'nin 61.maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği halde, yazılı şekilde denetime imkan verecek somut teşdid nedenleri izah edilmeden katılan sanık ... hakkında katılan sanıklar ... ve ...'a yönelik kasten yaralama eylemlerinde temel cezaların teşdiden belirlenmesi suretiyle aynı Kanun'un 61. maddesine aykırı davranılması,
b)Karşılıklı yaralama suçlarının işlendiği ve katılan sanık ...'in de yaralandığı olayda, tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları anlaşılmakla,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c)Katılan sanık ... hakkında katılan sanık ...'ı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde;28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.
Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, katılan sanık ... hakkındaki hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasını ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
d)Katılan sanık ... hakkında katılan sanık ...'ı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde; Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden katılan sanık ...'in hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık ...'ın, katılan sanık ...'ın ve katılan sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,08.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.