MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Kasten yaralama, hakaret, eziyet
HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar ..., ... ve ...’ın temyiz taleplerinin, kendileri hakkında kurulan “mahkumiyet” hükümlerine yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1)Sanık ... hakkında katılan ...’e karşı “Kasten Yaralama”, “Hakaret” ve “Eziyet” suçlarından; sanık ... hakkında katılan ...’e karşı “Hakaret” suçundan; sanıklar ... ve ... haklarında katılan ...’e karşı “Eziyet” suçlarından verien “Beraat” kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekili ve üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında katılan ...’e karşı “Eziyet” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
TCK'nin 96/1. maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi...” ibaresi yer almakta; Kanunda eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde sanığın, tüm gelişim süreci yaklaşık 2 saat süren olayda, kasten yaralama suçunu işlediği sırada, hakkında düzenlenen adli muayene raporları ve tanık anlatımlarına göre katılanın sağ önkoluna ve sağ böbrek lojuna sigara basmak şeklinde gerçekleştirdiği eylemin, zaman içinde süreklilik gösteren sistematik bir eylem olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek, sanığın eyleminin silahla kasten yaralama suçuna vücut verdiği gözetilerek, sanığın, unsurları itibariyle oluşmayan “eziyet” suçundan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., katılan vekili ve üst Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanıklar ..., ... ve ... haklarında katılan ...’e karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanıkların, katılana yönelik eylemlerini 5237 sayılı TCK’nin 37. maddesi kapsamında fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde gerçekleştirdikleri, sanıkların eylemleri neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Manisa Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 16/01/2012 tarihli raporda, “Sağ önkol 1/3 orta kısım radial tarafta, 0.5 cm. çapında yanık, sağ böbrek lojuna uyan bölgede, 0.5 cm. çapında yanık, L2 vertebrada %20 den fazla yükseklik kaybına neden olan çökme kırığı, burun kemiğinde non-deplase fraktür, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (4) derecededir, L2 kompresyon kırığı %50 yükseklik kaybına neden olmakla organ işlevinin sürekli zayıflaması niteliğindedir.” açıklamasına yer verildiği, sanık ...’ın eylem sırasında katılanın vücudunda sigara söndürdüğü tüm dosya kapsamı itibariyle sabit görülmekle, asli fail konumunda bulunan her bir sanığın meydana gelen en ağır neticeden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilerek, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanma ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakları da tanınarak, sanıkların 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-a, 87/1-son maddeleri gereği ayrı ayrı cezalandırılmaları
gerekirken, eylemin silahla işlenmediğinin kabulü ile sanıklar hakkında TCK’nin 87/1-son maddesi gereği neticeten “5 yıl” yerine “3 yıl” hapis cezasına hükmedilmek suretiyle eksik ceza tayini,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
c) Sanıkların eylemleri neticesinde katılanın, vücudunda ağır (4) derecede kemik kırığı ve organ işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlali ile atılı suçu işleyen sanıklar hakkında, suçun işleniş şekli, kast yoğunluğu ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesindeki ölçütler gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK'nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” gereği, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)Katılan hakkında düzenlenen adli muayene raporuna göre, sanıkların eylemi nedeniyle katılanın, organ işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı olayda, fikri içtima kuralları gereğince en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-e, 87/1-a, 87/1-son maddeleri uyarınca cezalandırılmaları ile yetinilmesi gerekirken, hatalı uygulama ile katılanda kemik kırığı meydana geldiğinden bahisle, anılan Kanun'un 87/3. maddesi gereğince ayrıca artırım uygulanmak suretiyle hatalı uygulama ile sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
e)Oluş, iddia, dosya kapsamı ve kabule göre; katılanın, sanık ...’ın kız kardeşini kaçıracağını beyan etmesi üzerine gelişen olayda, TCK’nin 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin yalnız sanık ... yönünden uygulanmasının mümkün olduğu gözetilmeden, sanıklar ... ve ... haklarında da eylemi haksız tahrik altında gerçekleştirdiklerinin kabulü ile TCK’nin 29. maddesi gereği (¼) oranlarında indirimer uygulanmak suretiyle adi geçen sanıklar yönünden eksik ceza tayinleri,
f)Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen ceza miktarının aynı Kanun’un 87/1-a maddesi uyarınca (1) kat artırılmasını müteakip, TCK’nin 87/1-son maddesinin tatbiki sırasında uygulama maddesinin hatalı şekilde TCK’nin “87/1-c-son” gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, katılan vekili ve üst Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 01/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.