İLK DERECE MAHKEMESİ: Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/168 E., 2014/473 K.
SUÇ : Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
HÜKÜM : 1- TCK'nın 314/3 ve 220/6 maddesi delaletiyle 314/2, 220/6-2. cümle, 3713 sayılı Kanun'un 3-5, TCK'nın 62, 53, 63, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı
2- 2911 sayılı Kanun'un 32/1 maddesinden açılan kamu davasında 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (b) bendi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, ret, iade
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar ..., ..., ..., ......, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçundan verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararlarına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına göre verilen kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararlar, anılan maddenin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde olup, CMK'nın 223/1. maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığından; temyiz incelemesine yer olmadığına, gereğinin itiraz merciince yerine getirilmesi için bu suçlar yönünden tebliğnameye uygun olarak dosyanın incelenmeksizin İADESİNE,
2-Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden alınıp dosya içine konulan nüfus kaydına göre sanık ...'in hükümden önce 16.08.2008 tarihinde; sanık ...'nün hükümden sonra temyiz aşamasında 17.07.2025 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarih, 2021/228 esas, 2024/281 karar sayılı ilamı doğrultusunda, 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMUK'nın 253. maddesi ve 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi gereğince kamu davasının her sanık bakımından ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3-Sanıklar ..., ..., ......, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre gerekçeli kararın sanık ...'ın duruşmada bildirdiği adres yerine Tebligat Kanun'un 10/1. maddesine aykırı şekilde Mernis adresinde tebliğ edildiğinden sanık hakkındaki temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas - 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas - 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilen sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ......, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, sanıklar ... ve ...
temyiz istemleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.