MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1151 E., 2021/278 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/129 E., 2020/151 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 221/4,5, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu sanığın kaçmaya çalışırken yakalanmış olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kaldığı da gözetilerek tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sayın çoğunluğun “Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi” şeklindeki bozma gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2019 tarihli ve 2019/5116 esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2019/129 esas, 2020/151 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli ve 2020/1151 esas, 2021/278 sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusu; “Sanık hakkında hüküm kurulurken TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen kriterlere göre alt sınırdan ayrılırken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülüp düşülmediğine" ilişkindir.
Toplanıp kararda gösterilen delillere, mahkemenin kabulüne ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın aşamalarda alınan etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarından; Türk Silahlı Kuvvetlerinde Jandarma olarak görev yapan asker şahıslardan sorumlu öğretmen konumunda sivil mahrem imam olduğu, örgütsel hiyerarşi içerisinde sanıktan daha üstte bulunan askeri mahrem yapı içerisinde müdür yardımcısı konumunda görevli olan ... isimli kişinin talimatı doğrultusunda 2016 yılı sonlarında Batman'da bulunan örgüt evindeki eşyaları sattığı, 2017 yılının ramazan ayında ...'un kendisini arayarak Tatvan'a çağırması üzerine, Tatvan'a gittiğini ve bir benzinlikte ayaküstü görüştükleri, bu görüşmede satılan eşyaların parasını ...'a verdiği, sanığın 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında da örgüte müzahir kişilerle irtibatını devem ettirerek örgütsel anlamdaki kararlılığını gösterdiği anlaşılmakla; sanığın konumuna ve eylemlerine uygun gerekçe ile yazılı şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden, kurulan mahkumiyet hükmünün ve hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.