İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/730 E., 2022/749 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunulduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli, 2022/8 Esas ve 2022/182 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince takdiren 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Yasa'nın 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 10 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 8 yıl 16 ay 15 ... hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli, 2022/730 Esas ve 2022/749 sayılı Kararı
ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz davasının esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1-Duruşmada hazır edilme taleplerine rağmen sanığın gerekçesiz olarak tüm duruşmalara segbisle katıldığına,
2-Hükme esas alınan bir kısım aleyhe beyanların sanığa okunmadığına,
3-Sanığa son sözün sorulmadığına,
4-Delillerin hukuka aykırı olduğuna,
5-Tevsii tahkikat taleplerinin yerine getirilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına,
6-Yetersiz delilerle hüküm verildiğine,
7-Suçun unsurlarının bulunmadığına,
8-Duruşma açılmasına, kararın bozulmasına, tahliyeye ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın tanık beyanları ile sabit olduğu üzere önce büyük bölge imamı olarak görev aldığı, daha sonra örgüt tarafından Çay İlçe imamlığı görevi verildiği, bu görev doğrultusunda örgütün Çay ilçe yapılanmasından sorumlu olduğu, Çay ilçesindeki örgüt adına düzenlen sohbet toplantılarını, örgüte ait şirketleri, şirketlerin gelirlerini, ilçede örgüt adına toplanan paraların takibini yaptığı, ayrıca sohbet hocalığı yaptığı, örgüt liderinin talimatı ile katılım hesapları açtığı, örgütsel otel toplantılarına ve yurt dışı gezilerine katıldığı anlaşılmakla, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu unsurunun gerçekleştiği, bu suretle sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği anlaşıldığından; üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına;
Sanığa ceza tayin edilirken; Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanun'un amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, yine TCK'nın 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; sanık ile aynı konumda bulunan, Mahkemece yargılanıp aynı miktarda ceza verilip mahkumiyet hükmü onanan diğer sanıklar gibi alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesine karar verilmiştir,
şeklindedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, şeklindedir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
d) Hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan belirleyici delillerin atılı suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, hükme esas alınan bir kısım tanıkların beyanlarının okunması ile yetinilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 227061 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt liderinin talimatı ile Bankasya'da katılım hesapları açan, örgütün Afyonkarahisar il yapılanmasında, büyük bölge imamlığı ve Çay ilçe imamlığı görevi yapan, bu cümleden olarak örgütsel toplantılara katılan ve toplantı organize eden, sohbet hocalığı yapan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak fazla ceza tayininde hukuki isabet bulunmamaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli, 2022/730 Esas ve 2022/749 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, kaçacağına dair somut olgular bulunan sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası a bendi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.