İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/871 E., 2022/335 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2021 tarihli ve 2019/107 Esas, 2021/189 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2021/871 Esas, 2022/335 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun; hükmün 3. paragrafında yer alan "TCK'nun 62. maddesi" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "TCK'nun 62/1 maddesi" ibaresinin yazılması suretiyle, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle ;
1-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2-Mahkumiyet kararına dayanak yapılan tek delilin sanığın kullandığı cep telefon hattının, bir kısmı başka asker şahıslarla ardışık şekilde ankesörlü/sabit telefonlardan arandığı iddiasından ibaret olduğuna, müvekkilinin aranan konumunda olduğuna fail olarak kabulünün mümkün olmadığına, aramaların örgütsel mahiyette olduğunun ispat edilemediğine bu kapsamda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine,
3-Müvekkilinin arandığı iddia edilen tarihte helikopterle ulaşım sağlanan karakolda görev yaptığına ve başka bir yere gitmesinin mümkün olmadığına, aramaların Şırnak değil Cizre'den yapıldığına, müvekkilinin hava limanına gitmek için yaptığı transit geçişler hariç Cizre'ye hiç gitmediğine, ulaşımın tehlikeli olduğu ortamda müvekkilinin örgüt görüşmesi yaptığından ve dolayısıyla aramaların örgüt araması olduğundan söz etmek mümkün olmadığına,
4-HTS kayıtlarında görünen söz konusu aramaların havalimanında inen askerlerin askerlik sürelerinin sayılmaya başlaması için KTM'ye katılmadan önce geldiklerini haber verdikleri aramalar olduklarına,
5- İstanbul'dan yapılan sabit hat aramalarının müvekkilinin cep telefonu kullanmayan akrabaların tarafından yapılan aramaları ilişkin olabileceğine, kararda yapılan sabit aramaların sanığın görev yaptığı yerlerle uyumlu olduğu belirtilmişse de müvekkilinin o dönemde Silivri'de görev yaptığı halde aramalar Silivri çevresinden değil Esenler civarından yapıldığına, Esenler ve çevresindeki yerler sanığın yakın ailesinin ve diğer akraba çevresinin yaşadığı yerler olduğuna,
6-Müvekkilinin hakkında iddia olunan sabit hat aramalarının Yargıtay kararlarında belirtilen kriterler ile uyumlu olmadığına, periyodik nitelikte olmadığına, görev yaptığı yerlerin tümüne ilişkin sabit hat araması bulunmadığına,
7-Müvekkilinin ardışık olarak arandığı belirtilen kişilerin tamamının İstanbul Avrupa yakasında görev yapan kişiler olduğuna, bunların örgütün Silivri bölgesiyle ilgisi olmadığına, aranma dönemlerinde Silivri Ceza İnfaz Kurumu Tabur Komutanlığı'nda görev yapmış olan müvekkilinin bu kişilerle aynı grupta bulunmasının söz konusu olmadığına ve bu kişiler ile statü olarak da arasında benzemezlik bulunmadığına,
8-Arayanın kim olduğu, aranınca konuşma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa bile ne konuşulduğu, konuşulanların örgüt faaliyeti kapsamında olup olmadığının belli olmadığına, bu halde şüphenin giderilmiş olmasından söz etmenin mümkün olmadığına, iletişimin tespitinin hukuka uygun olmadığına, bu konuda verilmiş karar bulunmadığına, HTS kayıtlarının hukuka aykırı delil kapsamında bulunduğuna ve hükme esas alınamayacağına,
9-Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğine, 15 temmuz öncesi eylemlerin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, HTS kayıtlarının yönetmelikte öngörülen sürenin geçmesine rağmen delil olarak kullanılmasının müvekkilinin özel hayat ve haberleşmenin gizliliği haklarının ihlaline neden olduğuna, HTS kayıtlarının tek başına delil olarak kullanılamayacağına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Birden fazla farklı yerde bulunan ankesörlü/sabit hatlar vasıtasıyla ardışık ve ardışık olmayan şekilde iletişim sağlanan sanık ...'nin terör örgütünün mahrem, sözde Silahlı Kuvvetler Yapılanmasında faaliyet yürüttüğü ve örgütle organik şekilde bağlı olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren, örgütsel tabirle genel olarak "şakirtlik" denilen üye konumda bulunduğu, sanığın yapılanma içerisinde özel olarak ise "Öğrenci" konumunda bulunmak, kendisinden üst konumlarda bulunan mahrem nitelikteki örgüt mensupları ile görüşmeler yapmak, mahrem nitelikteki bu örgüt mensupları tarafından örgütsel gizliliği sağlamak ve deşifre olmayı engellemek amaçlı olarak sabit hatlar üzerinden irtibat kurmak suretiyle örgüt ile iradi bağını, bu bağa ilişkin kastını ve terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu ortaya koyduğu, yapılan aramaların periyodik olduğu, ekseriyetle mesai saatleri dışında gerçekleştiği, sanığın görev yaptığı yerlerle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve sanık ile ardışık aranan şahısların örgütsel durumlarından yola çıkarılarak, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği, söz konusu örgütün devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, sanığın vehamet arz eden eylemler gerçekleştiren bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş olan silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve sanığın bu nedenlerle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştar.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hükmün 3. paragrafında yer alan "TCK'nın 62. maddesi" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "TCK'nun 62/1 maddesi" ibaresinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hüküm hakkında düzeltme sebepleri dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas- 2019/6842 sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, subay rütbesi ile görev yaptığı dönemde örgütün mahrem imamları tarafından sabit veya ankesörlü hatlardan ardışık ve tekil yöntemlerle aranan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/871 Esas, 2022/335 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.