İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/598 E., 2022/408 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2019/207 Esas, 2021/69 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/598 Esas, 2022/408 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.08.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle, istinaf mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna, ne örgütle ne de örgüt içerisindeki hiyerarşik yapı ile bağının bulunmadığına, tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanmak için gerçekle alakası olmayan ifadeler verdiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık müdafinin temyiz istemi özetle, istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, TCK'nın 30 uncu maddesindeki hata hükümlerinin uygulanmasının değerlendirilmesi gerektiğine, ardışık aramaya ilişkin görüşme içeriklerinin bulunmadığına, aramaların Yargıtay'ın belirlediği kriterlere uygun düşmediğine, mesai saatleri içerisinde olduğuna, somut bir kanıt olmadan sadece iddia ve varsayım ile hüküm kurulduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
''... Sanık hakkında yukarıda esas numarası verilen iddianame ile açılan kamu davası mahkememizce görülmeye başlanmış, sanığın müsnet FETÖ/PDY’nin askeri yapılanmasına dahil olarak silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işleyip işlemediğine dair deliller toplanmış, kurumlara müzekkereler yazılmış, sanık ve müdafi savunmaları alınmıştır.
Sanık ile ilgili yapılan araştırma neticesinde şüphelinin örgütün kriptolu haberleşme programı Bylock kullanıcıları arasında yer almadığı, iltisaklı Bank Asyada hesabının bulunmadığı, iltisaklı dernek üyeliklerinin bulunmadığı tespit edilmiş ise de sanığın askeri personel olarak görev yaptığı, örgütün silahlı personel içerisindeki yapılanmasında gizliliğe azami derecede önem verdiği , silahlı kuvvetler içerisinde mahrem bir yapılanma içerisinde olan örgütün ,silahlı kuvvetler personeli olan örgüt üyeleri ile bağlantısını kamuya açık sabit telefonlarla şifreli iletişimler kurarak sağladığı, dışarıya karşı gizliliklerini korumak için örgütün sivil üyelerinin genel ve olağan yaşamı ve davranışlarının dışında bir görüntü sergiledikleri, örgütle irtibatlarının anlaşılacağı davranışlardan kaçındıkları bu nedenle örgütle iltisaklı kurum ve derneklerinden, örgüte ait yayınlarından uzak durdukları anlaşılmıştır.
Mahkememiz tarafından dinlenen tanık A.Ş.'nın beyanında ... kod adlı ... denen kişinin sanıkla birlikte iki arkadaşını kendisine devrettiğini, sanıkla askeri öğrenciyken ilgilenen mahrem abi olduğunu, tanık K.Y.'nin sanıkla birlikte ortaokul öğrencisi olduğu dönemde beraber örgüte ait evlere gittiklerini, askeri okulu kazandıklarını ve kendileri ile ilgilenen Ahmet kod adlı Alaaddin isimli mahrem abi olduğunu, daha sonra ... Kod adlı A.Ş.'ye devredildiklerini, tanık M.Z.'de sanıkla beraber sohbetlere katıldıklarını beyan ettiği ayrıca HTS kayıtlarının incelenmesinde sanığın kullanımında olan ve abisi adına kayıtlı GSM hattının hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelikten işlem yapılan asker kişiler ile ardışık olarak arandığı tespit edilmiştir.
Sanık savunmalarında hakkındaki suçlamalara dayanak sabit hattan ardışık aramalara makul bir açıklamada bulunamamış, hakkındaki suçlamaları tümden inkara yönelik savunmaları suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olarak kabul edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere, tanıkların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma eyleminden işlem yapılan diğer asker kişiler ile birlikte ardışık olarak arandığı, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın kendi iradesini örgütün iradesine terk ederek örgütün amaç ve stratejisi doğrultusunda hareket ettiği, sanığın askeri personel olarak görev yaptığı, örgütün silahlı personel içerisindeki yapılanmasında gizliliğe azami derecede önem verdiği, sanığın örgütün ... personeline yönelik, personeli gizlemek amacıyla sadece sabit hat/ankesör şeklinde benimsemiş olduğu iletişim yöntemini kullandığı ve örgütün mahrem yapılanmasında yer alan kişiler ile irtibat kurduğu, bu kapsamda yapılan tespitlerde sanığın ardışık aramalara düştüğü anlaşılmış, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olarak örgüte ait süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülmekle; müsnet suçtan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 53, 58/9, 63 üncü ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması yönünde karar verilmiştir...''
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiş anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a-)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b-)Ayrıntıları Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c-)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde askeri mahrem yapılanmada yer alıp, mahrem imamlarla görüşen, örgütsel sohbetlere katılan, diğer örgüt mensupları ile haberleşmek için ankesörlü telefon kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/598 Esas, 2022/408 sayılı Kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.