İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/662 E., 2022/736 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2021/221 Esas, 2022/157 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2.Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.06.2022 tarihli ve2022/662 Esas, 2022/736 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz istemi özetle ;
1-ByLock verilerinin çelişkili olduğuna ve içeriklerin örgütsel olup olmadığının mahkemece değerlendirilmediğine,
2- Talimatla Bank Asyaya para yatırmadığına, işlemlerin rutin bankacılık faaliyeti kapsamında bulunduğuna, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3-SGK kaydının delil olarak değerlendirilemeyeceğine, etkin pişmanlıktan yararlanan tanık beyanlarının yalan söyleme ihtimallerinin yüksel olduğuna, tanıkların mahkeme huzurunda yüzleştirilerek somut delillerle desteklenmesi gerektiğine, soruşturma aşamasında verdikleri beyanlarından kovuşturma aşamasında dönen tanıkların kovuşturma beyanlarının kabule alınması gerektiğine, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığına,
4-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, alt sınırdan uzaklaşılması gereken bir husus bulunmadığına, ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... adına kayıtlı 534 (...) (..) (..) numaralı GSM hattından FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin gizli haberleşmek için kullandığı ByLock isimli programı 92324 ID ve 92314 ID numaralı hesaplar üzerinden kullandığının tespit edildiği, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün finans kuruluşlarından olan Bank ... isimli bankada hesabının bulunduğu, sanık hakkında, haklarında FETÖ/PYD kapsamında soruşturma yapılan A. K., O. G.,Y. Yİ., Ş. Ü., A. G. isimli şahısların birbiri ile örtüşen ve uyumlu beyanlarda ve teşhislerde bulundukları, bu anlatımlardan sanığın örgüt evlerinde kaldığı ve örgüt içerisinde asker kişilerden sorumlu mahrem imam olduğunun ve EDİP Kod ismini kullandığının anlaşıldığı, sanığın birleşen dosyasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Jandarma Genel Komutanlığı mahrem hizmetler yapılanmasının tespit ve deşifresine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyon kapsamında; 19.08.2016 tarihinde İstanbul İlinde yakalananan FETÖ/PDY terör örgütünün sözde Jandarma mahrem yapılanmasında "Marmara bölge temsilcisi" olarak faaliyet yürüten, "Zeynel", "Latif" ve "Fatih" kod Nihat Keskin isimli şüphelinin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen SD kartta; sanığa ve eşine, aile bireylerine ait cep telefonu numarası, email adresi, araç plakası gibi detaylı bir takım bilgilerin yer aldığı, bir hattın da sanık tarafından OPERASYONEL HAT olarak kullanıldığının belirtildiği,sanık hakkında ATM girişi yapıldığı, çeşitli ID veri girişlerinde "PROBLEM YOK , TEMİZ" şeklinde kayıt bulunduğu,
Sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, ancak tanık beyanları ve diğer deliller karşısında savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmekle savunmasına itibar edilmediği,
Tanık beyanları, ByLock tespit ve değerlendirme raporları, ele geçirilen SD kart içindeki bilgiler, sanığın kod ismi kullanması ve tüm soruşturma evrakı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sanığın bu kapsamda örgütün Jandarma Mahrem yapılanmasında yer aldığı, PDY/FETÖ örgütü içerisinde örgütün mahrem hizmetler kısmında yer alarak asker mahrem imamı olarak faaliyet yürüttüğü, bu şekilde sanığın üzerine atılı bulunan silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'unun 7 maddesinin atfıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri gereğince örgüt içindeki konumu da dikkate alınarak teşdiden cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de mevcut cari hesabı üzerinde yaptığı mutad bankacılık işlemlerinin müsnet suç için delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi diğer delillerin atılı suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın şahsileştirilmesi açısından yeterli olduğu anlaşılmakla, sonuca etkili görülmemiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 92324 ve 92314 ID numaraları üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde mahrem imam olarak yer alan, Edip kod adlı sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmaması yerindedir.
f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen (FETÖ/PDY'nin terör örgütü olduğunu bilmediği yönündeki iddia dışında kalan) esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.06.2022 tarihli ve 2022/662 Esas, 2022/736 sayılı Kararında sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.