MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2022 tarihli ve 2021/312 Esas, 2022/153 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine ve hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/1011 Esas, 2022/846 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 2. cümlesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; atılı eylemlerin her türlü şüpheden uzak, kesin ve tartışmasız delillerle ispat edilmediğine, tanıkların çelişkili, aşamalarda değişen, somut bilgiler içermeyen beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine, bank hesabındaki hesap hareketlerinin rutin olduğu yönündeki bilirkişi raporuna ve tanık T.'nin lehe anlatımlarına itibar edilmesi gerektiğine, tanık Ü.'nün bizzat dinlenmeksizin ve soru sorma hakkı engellenerek hüküm verilmiş olmasının yasaya aykırı olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, tanık G.I. ve Ü.E.'nin beyanlarının somut bilgi ve görgüye dayalı anlatımda bulunmadığına, sadece kendi eylemlerine ilişkin anlatımda bulunduklarına, amaçlı olarak usul ve yasaya aykırı teşhis işlemi yaptırıldığına, etkin pişmanlık kapsamında aleyhine ifade vermelerinde menfaatlerinin bulunduğuna, beyanlarının ispat edilemeyeceğine, soyut tanık beyanları dışında eylemlerine ilişkin somut bir tespit yapılamadığına, bilirkişi rapor içeriğine aykırı olarak çağrı üzerine hesaplarında artış olduğu şeklinde uyumsuz ifadeler kullanılmasının adil olmadığına, ByLock kullanıcısı olmadığı yönündeki tespite itibar edilmemesinin, resmi izinli kurulmuş sendikaya üye olmasının, sosyal ve ... çevresinin sabit hatlardan aramasından ibaret eylemlerinin taraflı ve maksatlı bir yaklaşımla hükme gerekçe yapılmasının yasaya aykırı olduğuna, karar celsesinde SEGBİS ile esasa ilişkin savunmasının ve son sözlerinin sorulması esnasında kendisine sorulan soruları her iki kulağında işitme kaybı bulunması ve işitme cihazının teslim edilmemesi nedeniyle duyamadığına, savunma yapamadığına, kendisini ifade edemediğine, duruşmaya bizzat katılımının sağlanması halinde savunmasını daha iyi yapabileceğine, karar celsesinde bizzat dinlenmemiş olmasının yasaya aykırı olduğuna, duruşmaya bizzat katılarak heyetin sorularını anlama ve duyma imkana sahip olsaydı mahkemenin alt sınırdan uzaklaşmayacağına ve cezasında indirim yapacağına, mahkemece tanık T.'nin mahkemedeki beyanlarının neden üstün tutulmadığının denetime elverişli, yeterli gerekçe ile açıklanmamasının hukuka aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince "Sanık örgütle dershanede çalışmak haricinde hiç bir bağının olmadığını beyan ederek tüm suçlamalara yönelik inkarda bulunmuş ise de; sanığın üniversite döneminden beri örgüte ait evlerde kaldığına dair tanık F. S. A. beyanı, sanığın . ve . isimli müdür yardımcılarına bağlı olarak mahrem imam konumunda örgüt hiyerarşisinde yer aldığına dair tanıklar G.I. ve Ü.E. beyanları, haklarında FETÖ/PDY'ndan işlem yapılan çok sayıda kişi ile aynı tarihte otel konaklaması yapmış olması, sanık hakkındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde bu konaklamanın örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği kanaatine varılması, FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında tedbir uygulanan ... Işık Eğitim AŞ de 2010-2015 yılları arasında SGK kaydının bulunduğu, sanık hakkındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütün kadrolu personeli olarak örgüt içerisinde yer aldığı kanaatine varılması, Bank ... hesabında artışa gitmesi, örgüt lehine sosyal medya paylaşımında bulunması, KHK ile kapatılan sendikalardan PAK EĞİTİM ... Sendikasına üye olması, askeri mahrem yapılanma içerisinde gizliliğe riayet ederek 22 kez tekil 2 kez de ardışık olmak üzere sabit hatlardan aranma kaydının olması, sanık hakkındaki mahrem imamlık iddiası ile birlikte bu aranmaların örgütsel haberleşme amacıyla yapıldığı hususunda tam kanaate varılması hususları birlikte nazara alındığında sanığın suçtan kurtulmaya dönük beyanlarına itibar edilemeyeceği ve üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç kastının yoğunluğu, suç konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak, takdiren alt hadden uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına, eyleminin 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasının 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci bendi gereğince yarı oranında artırılmasına, sanığın dosyaya yansıyan geçmişi, iki yıl süreyle yakalamalı olarak çeşitli adreslerinden arandıktan sonra yakalanması, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri değerlendirilmekle sanık hakkında olumlu kanaate ulaşılamadığından takdiren TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince "toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutunun kabulünde, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfının tayininde, cezayı artırıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdirinde, savunmasının inandırıcı gerekçelerle reddedilmesinde ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sair istinaf itirazlarının reddine, ancak, yargılama giderinin hatalı hesaplanması Kanuna aykırı ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyip CMK'nın 280/1 ve 303/1-h maddelerine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün yargılama gideri ile ilgili kısmın tamamının çıkarılarak yerine "Sanığın sebebiyet verdiği 2 adet posta gideri 19 TL, 3 adet tebligat gideri 57 TL, bilirkişi ücreti 240 TL olmak üzere toplam 316 TL'nin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin 2 inci cümlesi uyarınca sanık müdafinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. B bendinde belirtilen nedenle tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.
B.Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen AYM’nin 6.2.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.05.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Türk Ceza Muhakemesi Hukukunun benimsediği sisteme göre, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. (5271 sayılı Kanun madde 193/1) Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir.
Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın ... edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74).
Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
... 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan, 15.04.2022 tarihli celsede SEGBİS marifetiyle mi huzurda mı dinlendiği anlaşılamayan ancak 05.07.2022 tarihli temyiz dilekçesinde ise karar celsesinde Segbis ile esasa ilişkin savunmasının ve son sözlerinin sorulması esnasında kendisine sorulan soruları her iki kulağında işitme kaybı bulunması ve işitme cihazının teslim edilmemesi nedeniyle tam olarak anlamadığı ve duyamadığı için savunma yapamadığını, kendisini ifade edemediğini, duruşmaya bizzat katılımının sağlanması halinde savunmasını daha iyi yapabileceğini belirten sanığın, hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı K.H.K’nın 147 inci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 üncü maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden, hüküm celsesinde mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanun'un 196/4 üncü maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/1011 Esas, 2022/846 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.