İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/1046 E., 2021/1341 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2017/41 Esas, 2020/266 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2020/1046 Esas ve 2021/1341 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.11.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak; sanık hakkındaki soruşturmanın başlamasının tek dayanağının kanaate dayalı tanık L. T.’nin beyanları olduğuna, işbu tanığın mahkeme huzurunda SEGBİS yoluyla alınan çelişkili beyanlarında sanık aleyhine olan önceki beyanlarını kabul etmemesine rağmen soruşturma aşamasındaki beyanlarına üstünlük tanındığına, sanık ile aynı yerde görev yapmadığına ve yakınlığının bulunmadığına, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddedildiğine, Mahkemenin tanıkların söylemediği ifadelere gerekçede yer verdiğine ve lehe beyanları değerlendirmediğine, tanıklar M. H. B. ve A. M. M.’nin duruşmada kaldıkları evin cemaat evi olmadıklarını ve 6 ay kaldıklarını beyan etmelerine rağmen sanığın bu tanıklarla 1997-1999 yılları arasında aynı evde kaldıklarının kabul edildiğine, dosya kapsamında mahrem imamlık iddiasının bulunmamasına rağmen gerekçeli kararda mahrem imamla irtibatın ileri sürüldüğüne, duruşma zabıtlarının hatalı okunduğuna ve gerekçenin hatalı olduğuna, tanık M. H. B.’nin çelişkili, dayanaksız ve kendisini cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarının hükme esas alınamayacağına, söz konusu beyanlara karşılık olarak tanık A. M. A.’nın da beyanda bulunduğuna, sanığın Foça Komando Okulunda, Ankara Jandarma Okullar Komutanlığındaki kurslar süresince ve göreve başlamasından sonra evlenene kadar askeri misafirhanede kaldığına, 1997 yılındaki eylemlerin örgütsel delil olarak da değerlendirilemeyeceğine, suçun özel kast dahil maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 01.05.2020 tarihli Ankesör/Büfe Analiz Raporuna göre, sanığın tekil arandığına, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünün araştırmalarına göre, askeri şahıslarla ardışık aranmadığına, sabit arandığı asker olmayan şahısların da aynı suçtan kayıtlarının bulunmadığına, sanığın yurt dışından suçsuzluğunu ispatlamak için döndüğüne, suç teşkil eden eyleminin olmadığına, mahkumiyetini gerektirir delil olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin değerlendirilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma ile sanığın ( Albay JGK) kullanımında bulunan (...) (...) (77) (70) numaralı GSM hattının 25.05.2012, 15.08.2012, 22.09.2012, 31.03.2013, 03.04.2013 tarihinde Ankara ilinde, 17.09.2013 tarihinde Zonguldak ilinde, 01.12.2013 tarihinde Sakarya ilinde, 31.01.2015 tarihinde Zonguldak ilinde bulunan kontor/ankesörlü hatlar üzerinden asker olmayan şahıslar ya da kayıt bulunamayan numaralar ile ardışık olarak arandığı, sanık tarafından bu aramaların büyük çoğunluğuna cevap verildiğinin bir kısmına ise cevap verilmediğinin görüldüğü, yine sanığın Ankara, Sakarya ve Zonguldak illerindeki ankesör hatlarından bireysel olarak arandığı kimi aramaların görüşme sürelerinin bulunduğu kimilerinin ise görüşme süresinin bulunmadığı, birleşen dosyada yer alan ankesör sorgu tutanağında bu bilgilere ilave olarak, 22.09.2012 ve 04.03.2013 tarihlerinde Ankara'da kurulu sabit hattan arandığında aynı ... aynı sabit/ankesörlü hattan Gata Tıp Fakültesinde Binbaşı rütbesinde görevli M. A. Ş.'nin de arandığı tespit edilmiş ise de, 01.05.2020 tarihli güncel ankesör sorgulaması itibarıyla M. A. Ş. ile ardışık aramasının bulunmadığının tespiti ile bu delilin yargılamada esasa alınmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde sanığın tespit edilen en eski 1997 yılında askeri okuldan bu yana örgüt ile irtibat ve iltisakının bulunduğu, sanığın 1997-1999 yılları arasında tanık M. H. B.'nin beyanlarından anlaşıldığı üzere bir dönem örgütün talimatı ile birlikte evde kaldıkları, beraber bir grup oldukları, mahrem imam ile görüşerek örgüt sohbet ve toplantılarına katıldıklarını anlaşıldığı, yine her ne kadar Mahkemede verdiği ifade ve el yazısı ile yazdığı belgeleri inkar etmiş ise de sanığın devre arkadaşı olan L. T.'nin TSK içerisinde yer alan personellerin örgüt ile bağlantısı bulunanlar hakkında yazmış olduğu dilekçelerde sanığın isminin de yer aldığının anlaşıldığı, sanık hakkında yer alan ankesör sorgu tutanağında her ne kadar ardışık arandığı askeri personel tespit edilmemiş ise de; bahsi geçen bu kuvvetlerin devlet yapısı içerisinde hassas noktaları olduğu, devlet yapısı içerisinde FETÖ üyesi olduğu tespit edildiği bu kişiler hakkında başkaca bir delil elde etme hakkında örgütçe en başından beri kısıtlandığı, ancak ardışık/sabit/büfe kontörlü-ankesörlü telefonlar aracılığı ile bu kişilerin tespit edilebildiği dikkate alındığında, sanık hakkında dosya kapsamında yer alan tanık anlatımları ve 2012-2015 yıllarına ait mahrem imamlar tarafından kullanıldığı tespit edilen sabit hatlar üzerinden arandığını tespit edildiği, deliller karşısında savunmalarına itibar edilmediği gerekçeleriyle, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Asker bir şahsın, örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından aranması ve "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı" nazara alındığında;
Maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde aydınlatılması ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte örgütün hiyerarşik yapılanması içinde faaliyet gösterip göstermediğinin tespit edilmesi bakımından, emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun tanzim edilmesi, ayrıca sanığın 2010 yılından sonra görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptığı yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması ve varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtildikten sonra bu hususta da bilirkişi raporu düzenlenmesi, yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen başkaca şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilmesi, ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının da araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması, beyanda bulunan şahısların mahkeme huzurunda beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2020/1046 Esas, 2021/1341 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.